|
Tahir Kutsi Makal'dan DEDE KORKUT'a Dair
|
|
09-04-2011, 03:53 AM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Tahir Kutsi Makal'dan DEDE KORKUT'a Dair
Tahir Kutsi Makal'dan DEDE KORKUT'a Dair
PİRİMİZ DEDE KORKUT Tahir Kutsi MAKAL *********************** Her mesleğin bir piri var. Halkımız, pirsiz sanat ve işin bereketsiz olduğuna inanmıştır. İş Pir’siz ise yüz nursuz olur… Pir, işi yahut sanatı, ilk yapana kurallarını koyana deniliyor. Tasavvuftaki Pir’in yeri ve işlevi başka. O da bizim pir’den alır kaynağını amma, o başka! .. Bazı esnaf ve sanatkârların dükkânlarında levhalar görürsünüz. “Pirimiz üstadımız Hazreti İdris Nebi…” diye yazar. İdris Peygamber okuyanların yani hocaların piridir. Terzilerin de piri İdris Peygamber sayılır. Demirci esnafının piri de Hazreti Davut’tur. Demiri işleyen, zırhı ilk yaparak kullanan odur. Pehlivanların piri de Hazreti Hamza diye bilinir. Yiğitliğin sembolü halindeki zeybekler ve seymenler de pir olarak Hz. Ali’yi tanırlar. Yazarların şairlerin piri kimdir peki? İstanbul Radyosu’ndan Ahmet Çelik, geçenlerde radyoda bir konuşma yaptı bizimle. “İnanç” dergisinde sohbetin metnini yayınladıktan sonra sorulu telefonlar, yol kesmeler daha da çoğaldı. Dostlar, “Ne demek oluyor? ” diyorlardı. Demiştik ki, “Pirimiz Dede Korkut”tur…” Evet Türk şair ve yazarlarının piri, Dede korkut’tur. Türk edebiyatı masaldan başlar. Efsanedir köken; şiirdir, türküdür, ağıttır, ninnidir! Masalı’da, halk hikâyesini de ilk şiiri, türküyü, ağıdı ve ninniyi söyleyen halktır. Ziya Gökalp, “En büyük deha halktadır” demiştir. Yüz yıllar öncesinden günümüze seslenen edebiyat ürünleri, halk dehasının ürünüdür. Türk halk dehası, Dede korkut’u yaratıp ortaya çıkarmıştır. Geçenlerde yolum bir karakola uğramıştı. Başkomiser, duyan düşünen biriydi. Sohbet arasında “başlangıcından günümüze en sevdiğim en büyük Türk yazar ve şairinin kim” olduğunu sordu. Dedim ki; “Dede Korkut! ” Başkomiser “Dede Korkut diye birinin yaşadığını sanmıyorum” deyiverdi. Dede Korkut hikâyelerinin halk dehasının eseri olduğunu vurgulamak istiyordu. Dede Korkut pek tabii yaşamıştı! Bilinen ve ispatlanan odur ki Dede Korkut isimli biri yaşamıştır. Fakat hangi dönemde, hangi çağda? .. Kimi der ki, Dede Korkut, Türklerin “yaratılış ve türeyiş” destanını söyleyendir. “Oğuz Kağan” destanında da o vardır. Ergenekon Destanı’nda da o, “Şu” destanında o! Destanları yapan kuran ve söyleyen savaş öncesi yiğitleri coşturan, kahramanları sınırdan sınıra koşturan o! Ozanların başıdır Dede Korkut. Sevinçlerde kahkaha, ağıtlarda göz yaşıdır! Sonsuzluktan gelir Dede Korkut’un yaşama çizgisi. Türklük, İslâmiyet’le şereflendikten sonra da Dede Korkut var olmuştur. İslâm Peygamberi Hazreti Muhammed ile çağdaştır o. Halk düşüncesi, Müslüman Türklerin elçisi olarak Dede Korkut başkanlığındaki bir kurulu İslâm Peygamberi ve halifeleri ile görüşmeye göndermiştir. Dede Korkut “At ayağı çevik, ozan dili çözük olmalı” demiştir. Çevik ayaklı atın neler yapabileceği belli! Zor çözülür ozanın dili. Yazarın kalemi zor gezinir ak kâgıt üstünde. Parmakların daktilonun tuşları üzerinde gezinmesi için ısınması gerekir. Ozanın dilinin çözülmesi zor ki, pek zordur. Çok yerde halk ozanı karşılaşmalarında, sohbetlerde âşık, ustasına göz atar, saz dürter, Bu hareket, “Dil bağımı çöz ustam” demektedir. Ustanın bir sözü, sazın bir tıngırtısı çözer dil bağını. Türk yazarının, şairinin dil bağını, el bağını çözen ustaların en büyüğü Dede Korkut’tur. Yazıda önemli olan, başlamaktır. Başladı mı yazar, gerisi geliverir. Dede Korkut öykülerine bakınız başlayışı gayet kolaylıklıdır.”A, a, ben de yazarım böylesini” dedirtir adama! Kolay görünen zorluk. Eskiler böylesi kolay görülen zorluk için “sehl-i mümteni”deyimini kullanırlar. Dede Korkut’u “pir” belleyenler, zor olanın kolaylıkla halledildiği gerçeğini yaşarlar. Dil bağını çözmüştür Dede Korkut, sözcükler ard arda yeşerir. Mısralar boy verir, saz yeni âhenk bulur. Her olayın içindedir Dede Korkut. Onu okuyanlar, yaşayarak yazmak gerektiği gerçeğinden yürürler. Korkut Ata’nın anlattığı olayları halk yaşamıştır, yaşadığını söylemiştir. Yaşananın destanıdır Dede Korkut hikâyeleri; hayal ürünü değil! ... Hayallerini de, ümitlerini, korkularını da verecektir elbet halk. Dede Korkut hikâyeleri baştanbaşa gerçeklerle, düşlerle, yarın endişesi ve güzel günler ümidi ile doludur. Dede Korkut konuşmuşsa Türk milleti konuşmuş olur… Türk yazarının, şairinin piri Dede Korkut değil de başkaca kim olabilir? |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi

Arama
Üye Listesi
Takvim
Yardım



