|
|
 |
G Ü L C E
 |
| Yeni Edebiyat Akımı GÜLCE |
 |
|
NAZIM TÜRÜ: YEDİVEREN
GiR/YAN!
İsrail’e kulsunuz, bu zulme sessizseniz
İsrâ ile Aksa’ya, yürünür ses sizseniz.
Seriverin ortaya yürekteki mangalı,
Ser’i verin Allah’a beşer onar manga’lı.
Sol yanımda ağrım var evlâdım asra kanar
Sol, elimde al gülüm! Diken kanar el kanar.
Ak sinedir tutuşur bitmez onda ah-u zar
Aksinedir şu felek, yollar biter ah uzar…
Mah; kumun hasretinde, açar mı selvi ra’na
Mahkûmun ülkesinde, dolarmış sel virana.
Hey! Beyim, ululanma sanma felek seninle
Heybeyim ben garibe, Ey Firavun sen inle.
Kimse sizin şahınız her biri bir gamzede
Kimsesizin gül olur gözyaşları gamze’de.
Susarsa cenkte yiğit Kevser yolun son ucu
Susarsa ehl-i vicdan, zillettir tek sonucu. |
| |
Ekrem Yalbuz |
| |
|
|
|
| |
| (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. |
| |
Bu şiirin hikayesi:
Ben yanayım yanana,
Sen de bana yan ana....
*****
DOSTLARIN GÖZYAŞLARI:
Yıkarlar tahtınızı, şehid var bir yaşında
Yıkarlar bebekleri, melekler göz yaşında
Kanadı, gül yürekler sabi şehidler için
Kanadı kef akbaba, köz dolsun murdar için...........(İhsan Ertem)
*****
Çok teşekkür Sevgili Ertem.
Sizin şu iki beyitiniz bir divan'a bedel. Yürek sızınız düşmüş dizelere. Çerçeve Cinas'la duyguları tam yansıtmak çok zor. Sizin dizeleriniz gelmeseydi ben sayfamı pasifleyecektim. Artık dokunmayacağım.
Sevgilerle.
Kan sızlar yüreklerde yanar bütün kasaba,
Kansızlar alkış tutar köpekleşmiş kasaba..................(E.Y.)
*****
Düşün İsrail, düşün taşın, biraz da kaşın
Düş'ün kabusa dönsün, çürüsün gözün kaşın.
Arpayı kara borsa yapmak kem soyunda var
Ar payı yoksulusun çünkü tüm soyun davar...........(İhsan Ertem)
*****
“Güneşimdi” diyenler siz de düşün acıma,
Güne şimdi şahitsen, şu zalime acıma! ….................(E.Y.)
*****
Kalp şerefsiz yurtsuzdu geziyordu dün yaya
Kalp sahibi olanlar, resti çeker dünyaya................(İhsan Ertem)
*****
Dolu olsa ne yazar kasası onursuzun
Dolu yağsın başına o katil o nursuzun........................(E.Y.)
*****
Vurmayan adam değil bıraksalar uzaktan
Vur mayan bozuk senin gecen sisli uzak tan..........(Osman Öcal)
*****
Canan nedir? Bir söyle, ağzın dilin kapansın
Can annedir yavruya, sen yavruyu kapansın.............(E.Y.)
*****
Şehâdet şerbetinin kandilinde an neydi
Gözyaşına sarılan kan dilinde anneydi.
Ey kayıp çocukluğum! cânım ruhuna hasret
Feryâdımı kuşatan arşı ruhuna hasr et...................(Nuray Alper)
*****
Sayın Alper, mısra başlarındaki kelimeleri cinaslı seçmemiş. Zalim/ katil, kimsede moral bırakmadı ki...
“Güneşimdi” diyenler savunan görkemliği
Güne şimdi şahitsin, nankörde gör kemliği...............(E.Y.)
*****
Âlem içinde garip millettiler az'dılar
Alem altına girip, toplandılar azdılar.......................(İhsan Ertem)
*****
Düşünce şarapneller artar gönlümün derdi
Düşünce, âdil olsa bu zulüme ne derdi?
Ar kalmamış yüzünde “utan” diye bağırsak!
Ark almamış kanları delik deşik bağırsak…..........(Seyit Kılıç)
*****
........................
Kar ayazı geceler, ölüm kusar gündüzler
Karayazı silinir, gelir elbet, gün; düzler.
Uyan! Sana derim bak, el ele ver de birleş
Uyansana kardeşim, kokar ortada bir leş!
Sil ahını... Hakk'tır bu, onun başına dolar,
Silahını susturur, beş para etmez Dolar.
Ok'u saplanır döşe, tahttan krallar düşer
Oku umut ile, aşk ile, çekilsin dü şer.
Dikilsin ağzı çağın, îman ipliği beyaz
Dikilsin göğe Ezan, Bilâl yok, ağabey az
Kanayan yüreğini duymaz âlem-i beşer
Kan, ayan-beyan işte,utanmıyor ki be şer!
Unutmayasın sakın, gökten yağan kurşunu
Unutma, yasın biter, tut saati, kur şunu!
Devir geçer gene sen, yalnız kalırsın darda
Devir kara bahtını, zulüm var iktidarda...........(Mustafa Ceylan)
Sayfamıza uğrayan, yorum ve dizeleri ile şiirimize anlam ve değer kazandıran bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Sizler sahip çıkmazsanız şu dizelerin ne anlamı vardı. Onu anlamlı ve değerli kılan sizlerin bakışları oldu. Bendeniz hep söylerim: Yorum odur şaire ilham vere... Sizin yorumlarınız ilham vermekle kalmadı, omuzlarımıza ağır bir sorumluluk da yükledi. Taşıyabilirsek bundan da kıvanç duyarız.
Muhterem Mustafa Ceylan Bey'in yazdığı dizeler, yorum beyitler değil. Başlıbaşına bir eser. Yürekten kutluyorum. (Şiirin başlığını da lutfederlerse üzerine yazar, bu güzel şiiri o başlıkla tanımış oluruz)
Tükçemizde cinaslı kelime sayısı sonsuz/ sınırsız değil. Lâkin üçyüz - beşyüzle sınırlı da değil. Dilimizde ne kadar kelime varsa o kadar da cinaslı söz vardır. Onları keşfedecek olan da dilbilimciler değil, dilin sevdalılarıdır. Şairlerdir, ozanlardır.
Sayın Ceylan, bu nazire şiirde işte bunu ispatlamıştır. Pek çoğumuzun ' Bu konuda baştan/ sondan cinaslı yapacak söz bitti' dediğimiz bir anda aynı konuda aynı nitelikte müstakil bir şiir çıkarmıştır. Teşekkürler Sevgili Dost.
Bu çalışmalar, bütün edebî sanatlar için olmasa bile sadece 'Cinas' konusunda bizlere yeni bir adım, yeni bir nefes kazandırırsa bundan da bahtiyarlık duyarız.
Herkese teşekkür... Dostluğa selâm, şiire devam...(E.Y.)
ŞİİR İÇİN GÖRÜŞ-KANAAT VE MESAJLAR Kaynak:www.antoloji.com
Hoca’m,
Şiiriniz, gerçekten mükemmel bir eser olmuş. Mahlasınıza layık derecede güzel bir eser.
Her dizesi özenle seçilen kelimelerle adeta nakşedilmiş.
Dizelerin hem başında ve hem de sonunda cinasın kullanılması şiire ayrı bir güzellik ve zerâfet katmakla birlikte şiirin kalitesini de kendi akranlarına oranla daha bir artırmış.
Cinası bu şekilde kullanmak sanırım edebiyatımız da size nasip olan bir şey.
Çünkü bu şekilde bir cinasın kullanılma tarzını Divan edebiyatında görmedim
Cinaslı şiir dediğimiz zaman bizim aklımıza gelen mısraların sonlarında uyaklarda aramaktı. Ama bu yeni üslupla beraber artık şiirin başında da cinas aramak lazım gelecek. Bu tarz ise kaliteyi de beraberinde getirecektir.
Ustalar şiire gereken önemi vermiştir. Aşağıdaki yorumlarda gerekli açıklamaları izah etmişler. Katıldıkları beyitler ile de güzelliklerinize eşlik etmişler.
Zaten böylesi kaliteli şiirlere değer vermek edebiyatımız adına sevindirici bir olaydır. Bunlar bir yerde sanatkârına hakkını vermektir ki; her halde hak ve adalette bu olsa gerektir.
Ben de bu güzel şiire naçizâne iki beyit ile katılmak isterim…
Düşünce şarapneller artar gönlümün derdi
Düşünce, âdil olsa bu zulüme ne derdi?
Ar kalmamış yüzünde “utan” diye bağırsak!
Ark almamış kanları delik deşik bağırsak…
Şiirdeki edebî zerafet ve sanat gözü, içerikteki mesaj gönlü sigaya çekti.
Tek cinasların zorluğu biinmekte iken, üstad Ekrem yalbuz beyefendinin buna bir de mısra başı cinaslarını ekleyerek, üstelik bu kadar rahat bir şekilde sıralayarak bu konudaki mehâretini bizlere sergilemiştir.
Şiirin içeriği ise, yürekleri kabartan ve insanlık tarihine kara leke olarak geçecek olan, ama bizi çok şaşırtmayanlardır.
Teşekkürler üstad.
Zevâl; kaleminizden, mâlâyânî; kelâmınızdan, kibir ve vesvese; kalbinizden, vesvas; iç ve dış âleminizden ırak olsun inşallah..
..................................
MAH; KUMUN hasretinde, açar mı SELVİ RA'NA
MAHKÛMUN ülkesinde, dolarmış SEL VİRANA.
...................................................................
SUSARSA cenkte yiğit Kevser yolun SON UCU
SUSARSA ehl-i vicdan, zillettir tek SONUCU. '
Şu dizelerdeki CİNAS' lı ahenge, anlam dolu derinliğe bakar mısınız? Ay ile kumun özlemini mahkûmu, hoş kokulu selvi ile virane seli ...Susuzlukla suskunluğu ne kadar güzel buluşturup anlamlandırmış. Kaldı ki, hangi dizeyi alıntılayacağımı şaşırdım bu dil zenginliği karşısında. Zira ayırt edilemeyecek kadar anlamlı her dize. Üstelik çift taraflı cinas yapmak her yiğidin harcı olmasa gerek...
Yani tam da gündeme ayna tutan söylemler.
'YEDİVEREN'....Gülce'mizde yediveren gülleri gibi açacak olan yeni başlıklı 'YEDİVEREN' İMİZE ' HOŞGELDİ, HAYIRLI OLSUN' diyelim önce...Gerçekten de Ekrem YALBUZ hocamızın sayfasında çok önceden de okurdum diğer Cinas'lı şiirleri...O zaman da büyük bir hayranlık, imren ve gururla okumuştum bu ayrıcalıklı yeteneği, ustayı. O' nu yeniden keşfederek büyük bir ders anlamında karşımıza çıkaran değerli Ceylan hocamız ve ;
Her zaman tevazuu, nezaket, derinlik ve bilgelikle dolu Ekrem Yalbuz hocamıza; edebi ve insani ufkumuza kattıklarına teşekkülerimle, saygımla...Refika Doğan
Bazı şiirler vardır, başlığı söylendiği anda şairinin adını herkes bilir. Mesela ('Bu vatan kimin?' desem Orhan Şaik Gökyay, 'Bayrak' desem Arif Nihat Asya, 'Çanakkale Şehitlerine' desem M.Akif Ersoy dersiniz.) Yani, yaşayan şiir, kendisiyle beraber şairini de yaşatır. Yüzyılları aşıp giden şiir, beraberinde şairinin adını da taşır, öyle değil mi?
Aynen öyle de, bugün, CİNAS dediğimiz anda aklıma, aklımıza EKREM YALBUZ hocamız gelmektedir. Ekrem Hocamıza AŞIK CİNASÎ adını her kim verdi ise, tam isabet kaydetmiş.
'Ne yazık ki köy yollarında aydınlatma ve işaret levhaları da yoktur. İşte o karanlık yolların ışıkları halk âşıklarıdır. Onlar Kars' ta Şenlik-Zülâlî-Müdâmî, Erzurum'da; Emrah-Sümmanî, Yusufeli'nde Huzurî adını alırlar. Bazen Çoban(oğlu) olur bize dağlardan topladıkları gülü, Reyhân(î) koklatırlar. Bazen Zihnî' mizden sual açar Hıfzı'mızı yoklarlar'(1) Bazen de Türkçe'nin nakışı Cinas(î) mız olur 'yediveren' ce açarlar,öyle değil mi?
**
'aydınlatma ve işaret levhaları bulunmayan karanlık köy yollarının ışıkları'ndan birisi olan, günümüz Türk şiirinin, renk, desen, nakış kazanması ve yeni nefes alanlarında hızla yeni doruklara koşmasını isteyen Ekrem YALBUZ Hocamızın antoloji.com' da bununan şiirlerinin yer aldığı sayfasında konusu itibariyle 'güncel', fakat, tekniği itibariyle 'yediveren gülü' olan 'GİR/YAN' başlıklı bir şiirini okudum. Okuduğum anda, şiire, yüzyıllardır yolunu beklediğim, kaybedip de bulamadığım, arayıp da seneleri uğrunda toz ettiğim bir sevgiliyi, ansızın köşebaşında görmüş gibi bakakaldım. Dünden bu yana, inanır mısınız, bel ki yüz kere okudum şiiri. Şairine, bu nadide sanat eserini yazan kaleme olan hayranlığım bin kat daha arttı.
Buyurun şiiri birlikte okuyalım:(Aşağıdaki şiir metninde bazı kelimeler, tarafımdan özellikle BÜYÜK HARFLE yazılmıştır.)
GiR/YAN!
İSRAİL'E kulsunuz, bu zulme SESSİZSENİZ
İSRÂ İLE Aksa’ya, yürünür SES SİZSENİZ.
SERİVERİN ortaya yürekteki MANGALI,
SER'İ VERİN Allah’a beşer onar MANGA'LI
SOL yanımda ağrım var evlâdım asra KANAR
SOL, elimde al gülüm! Diken kanar el KANAR.
AK SİNEDİR tutuşur bitmez onda AH-U ZAR
AKSİNEDİR şu felek, yollar biter AH UZAR…
MAH; KUMUN hasretinde, açar mı SELVİ RA'NA
MAHKÛMUN ülkesinde, dolarmış SEL VİRANA.
HEY! BEYİM, ululanma sanma felek SENİNLE
HEYBEYİM ben garibe, Ey Firavun SEN İNLE.
KİMSE SİZİN şahınız her biri bir GAMZEDE
KİMSESİZİN gül olur gözyaşları GEMZE'DE.
SUSARSA cenkte yiğit Kevser yolun SON UCU
SUSARSA ehl-i vicdan, zillettir tek SONUCU.
Ekrem Yalbuz
Evet, nasıl buldunuz bakalım? Büyük harfle yazarak işaret ettiğim CİNAS'ları görüyorsunuz değil mi?
Ve bu cinasların hem MISRA BAŞINDA, hem de MISRA SONUNDA dizilmiş olduğu da dikkatinizi çekmiştir.
Günümüz genç şairlerinin çoğunun cesaret edip de varamadığı, varıp da 'neymiş, nasılmış, nasıl olmuş' diye kendilerince sorgulayarak cevap arayacakları edebi sanatlarımız arasında CİNAS, bizim Türk insanı olarak yapımıza, kişiliğimize, kültürel dokumuza, pratik zekâmıza en uygun olanıdır diyebiliriz. Hani 'Türkçe lâstiklidir' der kimileri ya, zenginliğimizi, az kelime ile çok şey ifade etme başarımızı vurgulamaya çalışır, öyle değil mi? İşte CİNAS da, az'ı çoğaltan, tek'i sonsuzluk yoluna çıkarıp kanat açtıran bir edebi güzellik. Kalem aynı harfleri yazar alt alta, ama harfleri öylesine yerden ayırır ki, dil öylesine tonlama ve vurgulama ile okur ki, 'kelime' yediveren gülü olup açar da, şaşırır kalırsınız.
Bize, cinası sevdiren; bize cinasımızı vaz geçilmez bir tutku gibi gönül sazımıza nakışlayan Ekrem Yalbuz hocamıza ne kadar teşekkür etsek azdır.
Şiiri bize, kelimelerle ve harflerle gayet mahirâne bir şekilde dans etmek, zerreden umman çıkarmak; okyanusta damla görmek; iğne deliğinden kâinatı seyretmek veya galaksiyi yumruk kadar bir yüreğe doldurmaktır diye tanımlattıran Ekrem Yalbuz Hocamız, GİR/YAN' da, adıyla uyumlu sanatını mükemmel bir şekilde, şiirin geometrisini çizerek işlemiştir.Bu nakışlama, bu güzellik sizce YEDİVEREN gülü değil mi? AKİS'i ve diğer edebi sanatları gönül dağlarımızdan yüreklerimize aksettiren Cinas(î) mizi bize sevdiren, sevdikçe mısralarımızın daha bir güzelleşmesini sağlayan, kalemimize renk, şekil, desen ve güzellikler dolduran Ekrem Hocamıza ne kadar teşekkür etsek azdır.
GÜLCE EDEBİYAT AKIMI, 18' nci nazım şekli ile, daha bir güzelleşmiştir. Bu yeni nazım şeklinin bana göre adı YEDİVEREN' dir.
Tariflemesini yapmaya çalışacak olursak;
GÜLCE EDEBİYAT AKIMI
Yeni Nazım Türü= YEDİVEREN
*************************************
1- Beyitlerle yazılan cinaslarla, nakışlanan bir nazım türüdür.
2-Şematik yapısı şöyledir:
(a) ............................(b)
(a-cinas) ....................(b-cinas)
*
(c) .............................(d)
(c-cinas) ....................(d-cinas)
*
(e) .............................(f)
(e-cinas) ....................(f-cinas)
3-Hece vezni ile yazılan 'yediveren' i şair dilerse aruz vezni ile de(7+7, 6+5 veya başka ölçülerle) yazabilir, cinasların tam cinas veya cinas-ı gayr-ı tam (tam olmayan cinas) dan teşekkül edip etmemesi şairin tercihine kalmıştır.
4-'Yediveren' nazım türünü GÜLCE'mize ve şiirimize kazandıran Ekrem YALBUZ Hocamıza teşekkür ederiz.
-----
(1) Yalbuz, EKREM, Türkçenin Nakışı Cinas; 2. baskı, Gündüz Yyn, Syf:170, 2008
Not:Bu metin antoloji com' da bulunan 'Yeni Edebi Akım=GÜLCE grubunda yayınlanmıştır.
|
| |
|
|
|
|
|