|
NAZIM TÜRÜ: SONE'M
Gönlümde Kader Düşüm
Yazabilsem kalemle gönlümün kederini
Acıları yok edip neşesini buldursam
Sevgi çiçeklerini tüm kalplere doldursam
Herkes aşka sarılsa, yaşarken kaderini
Her arının izinde petek, petek bal olsam
Ballıbaba tadında tatlar versem dillere
Çiçeklerin renginden güller açsam ellere
Gönüllerden gönüle tatlar sunan dal olsam
Biter mi düşleri hiç bu gönlü yaralının
Varlığını adamış yaşamın sevdasına
Çiçeklerle renk vermiş ömrünün peydasına
Yaşam sunulmuş öne öncelik karalının
Sen beyaz et düşünü doğar elbet güneşin
Unutma ki tatlıysan ekşi olmaz hiç eşin
03.Ocak.2009 Rahime KAYA
ŞİİR İÇİN GÖRÜŞ-KANAAT VE MESAJLAR Kaynak:www.antoloji.com
Önce Teknik
***************
Rahime KAYA Kardeşim bu şiirinde GÜLCE EDEBİYAT AKIMI'nın SONE'M adını verdiği nazım şeklini çok başarılı bir şekilde kullanmış. Öncelikle bu sebeple tebriklerimi sunuyorum.
Peki, SONE?
Sone batı edebiyatının sıkça kullandığı bir nazım türü. Bize servet-i fünun edebiyatçılarımız tarafından getirilmiş. Bugün, sıkça kullanılmayan bir tür.
GÜLCE EDBİYAT AKIMI, yola çıkarken, aruz da hece de serbest de bizim. Biz vezinler, şekiller kavgası yapmayacağız. Hatta bunları biraraya getirerek, şiir trihimizin başarılı mazisinden hız ve ilham alarak, yeniden yeniyi ortaya koyacağız ve gerekirse dünya şiiri ile de kucaklaşacak,şiirimizi teknik olarak onlarla da harmanlayıp, bize ait yeni tarzlar ortaya koyacağız, böylece şaire ve şiire yeni nefes alanları sunacağız demiştik.
Şiirimizi kısır döngüden, yerinde saymaktan gücümüz yeterse kurtarıp, kendi sağlıklı mecrasına çağdaş bir anlayışla getireceğiz. Şairler, sunacağımız yeni teknik ve araçlarla duygularını rahatlıkla nakışlayabilecekler demiştik.
Sone' nin Batı'da uygulanışı mısra yapısının yanında en çok da KAFİYE dizlişi ile anılmıştır.
Fransız tipi sone (abba-abba-ccd-eed)
İtalyan tip sone (abba-abba-ccd-ede)
İngiliz tipi sone Fransızın sone'sinin ilk 10 mısrasını tek bent, sadece son iki mısrayı ikinci bir bent olarak sunmuştur.
Bizde ise;
Başta servet-i Fünuncular olmak üzere bizim edebiyatımızda kafiye yapısı konusunda şairlerimiz tamamen serbest kalmışlardır.
Yeniden gündeme getireceğimiz bir nazım türünü biteviye 'serbesttir' diye sunmanın sakıncaları olabilirdi. Madem Sone'nin kafiye yapısıyla Fransız, İtalyan tipi soneler oluyordu, o halde, biz, Türk Gülce Edebi akımı olarak neden Türk-Gülce(Sone) şeklini sunmayalım? Bizim -yani yazanın-şairin sonesi olsun diye de SONE'M dedik adına.
Gülce Sone'm (abba-cddc-efff-egg) şeklindedir.
Şimdi saygıdeğer kardeşim Rahime KAYA'nın şiirindeki kafiyelere bakalım.
kederini(a)
buldursam(b)
doldursam(b)
kaderini(a)
bal olsam(c)
dillere(d)
ellere(d)
dal olsam(c)
yaralının(e)
sevdasına(f)
peydasına(f)
karalının(e)
güneşin(g)
eşin(g)
Görüldüğü gibi Rahime KAYA kardeşim, ne Fransız, ne İtalyan ve ne de İngiliz Sone'si kaleme almamış, KAFİYE YAPISI ve mısra yapısı ile TAM BİR GÜLCE-SONE'M'ini kaleme almış...
Tebriklerimi, alkışlarımı gönderiyorum kendisine.
Kutluyorum...
Sonra öz
Gönlümde Kader Düşüm
“Yazabilsem kalemle gönlümün kederini
Acıları yok edip neşesini buldursam
Sevgi çiçeklerini tüm kalplere doldursam
Herkes aşka sarılsa, yaşarken kaderini “
Diyen Rahime KAYA Kardeşim, şiirin ve şairin temel görevinin-işlevinin, bana göre, farkında. Zira, temel görev barış ve sevgidir. Şiirinde ve şair yüreğinde sevgiyi taşımayan, öfke, nefret, ayrılıklar ve kin dolu yüreğin kaleminden dökülen şiir olamaz. Bu sebeple Halk Edebiyatımızda “Taşlama” geleneğimizde bile, son kıtada taş yağmuru kesilir de barış sağlanır, öyle değil mi?
Rahime Kaya, bütün kalplere sevgi çiçeklerini doldurmak istemekte. Gönlünün kederi, bu sevgi ve aşkı kaderle yazamamaktan geçiyor. Kaderleri alınlara yeniden yazmayı düşlemekte. Acıyı yok etmek istemekte ve yerine neşeleri doldurmayı arzulamaktadır.
Neşe, sevgi çiçeği şairi sonunda bal tatlısı bir dünya düzenine götürmekte. Dillere tatlılar, peteklerden bal ve çiçekler, güller tutuşturmak istemekte ellere. Gönüller arasında çiçeklenmiş dallarla bağ kurmak istemekte ve şöyle seslenmektedir:
“Her arının izinde petek, petek bal olsam
Ballıbaba tadında tatlar versem dillere
Çiçeklerin renginden güller açsam ellere
Gönüllerden gönüle tatlar sunan dal olsam “
Böyle der şair. Der de Sone’m’in son iki bent’inde kendine döner bir anda. Bu kadar derdini, elemini silmeye çalıştığı insanlar arasında kendisi de vardır. Gönlü yaralı olan, bahtı karalı olan kendisidir zira. Aile düzeninde (Unutma ki tatlıysan ekşi olmaz hiç eşin) diyerek, Hacı Bektaş-ı Veli’nin “İnsan insanın aynasıdır” sözü gibi söz söyleyiverir.
Sonuç
Şiirimiz, kendisini ciddiye alıp, vaz geçilmez sevdasıyla kendisine sarılan hiçbir şaire yanlış yaptırmamıştır. Nice sevdalar geçer şairin başından, geçer de, şiir sevdası hiç geçmez. Unutulmaz olup, şiir tarihine geçme kaygısı olmayan, duygularını kelimelerle resmetmeyen şair varsın evinde otursun, almasın eline kalemi derim.
Tebriklerimi, alkışlarımı sunuyorum Rahime Kaya kardeşime…
Saygılarımla.
Mustafa CEYLAN
|