|
NAZIM TÜRÜ: BULUŞMA
Dağlara Söyledim
Dağlara söyledim şarkılarımı
Aksinden dinledim ah-u zârımı
Dayadım başımı serin bağrına
Dağlarla paylaştım her efkârımı
…………..……..Dağlara söyledim
……………….………....karlar ağladı
………………….……..dağları dinledim
……………………………….beni dağladı.
Kader, dağla beni böyle bağladı.
Dağlara benzedim hayli yoruldum…
Her avcıya hedef oldum. Vuruldum!
Dağlarla bekledim Sur’un sesini
Zaman sarkacında öyle kuruldum
………………….Dağlara benzedim
………………………….yol oldu bağrım.
…………………………..Dağlar kadar oldu
……………………..…………başımda ağrım.
Dağların başından sanadır çağrım.
Dağın da benim de gözümüz yârda
Gözyaşımız vardır soğuk pınarda
Ne gamım azalır, ne hicran biter
Anladım kavuşmak başka diyarda.
………..………….dağlar baharı özler
…………..………..…..ben seni özlerim
………………….…….Dağları uyku basar
……………..…..…………ben seni gözlerim.
Açık gitse kabre yorgun gözlerim.
Ekrem Yalbuz
ŞİİR İÇİN GÖRÜŞ-KANAAT VE MESAJLAR Kaynak:www.antoloji.com
Saygıdeğer Hocam;
Sözlerime başlamadan evvel, yürekten teşekkür ediyorum.
Türk şiir dünyamızda Tanzimat ve tanzimattan sonraki yıllarda HECE- ARUZ tartışmaları o kadar çokmuş ki. Belki de o gündemi işgal eden vezin tartışmaları gitgide şiirde tarz, üslup, fikir, usül vb unsur irdelemeleriyle, Servet-i Fünun, BEŞ HECECİLER, YEDİ MEŞALECİLER ve giderek İKİNCİ YENİ akımları doğmuştur.
Günümüzde ise HECE-SERBEST tartışmaları neredeyse şöyle yaklaşık bir 50 yılımızı almışa benziyor. Tartışan taraflar arasında gerçekten HAS ŞİİRİ yakalamış ve KALICI ESERLERE İMZA ATMIŞ şairlerimiz bulunsa da;
Biraz sığ düşünen ve TÜKETİCİ TOPLUM yapısına uygun, çok ürün veren şair kesimleri, iki ayrı duvara dayanmışlar, iki ayrı zirveyi, kendi kulvarlarındaki zirveleri aşamamışlardır. Bunlardan birinci kısım HECECİLER diyelim, NECİP FAZIL ve Enson HALK OZANIMIZ (Aşık VEYSEL-REYHANİ-MAHZUNİ ŞERİF) ZİRVELERİni aşamadıkları gibi, yakalayamamışlardır da. Öteki taraf ise (NAZIM HİKMET-ORHAN VELİ) de takılıp kalmıştır.
Bana göre kahir ekseriyet böyledir.
İşte bu duruma bir yol, bir yeni nefes alanı bulalım ve madem ki HECE DE SERBEST DE BİZİM, madem ki şairlerimiz her ikisini de beğenerek kullanıyorlar. Bu kavgaya bir son verelim, bir BULUŞMA sağlayalım diye, bu BULUŞMA nazım türü önerimizi getirmiştik.
Aslında;
Kalıcı eserler vermiş, iz bırakan şairlerimiz her iki veznimizi de kimi şiirlerinde ustalıkla kullanmışlardır. Arif Nihat Asya Hoca'mızın BAYRAK şiiri, SERBEST vezinle yazılmıştır, ama, sanki en güzel bir hece şiiri intibası vermektedir, öyle değil mi?
Hocam üstad Necip Fazıl KISAKÜREK, 'poetika' sında;
(Gerçekten şekil ve kalıbı halı gibi ayağının altına alıp çiğnemeden şair olabilmenin imkanı düşünülemez)dedikten sonra (...Evvela uçmaya değer bir gövdeyi bulacaksınız ve sonra onu, inceler incesi vasıtalarla kanatladıracaksınız) demektedir.
Hece ve serbest kavgasına son verecek BULUŞMA ile bizler, uçmaya değer bir GÖVDE SUNMAYA ÇALIŞTIK.
Umarım bu önerimize şair dostlarımız ilgi gösterirler, umarım başarılı olunur.
Muhterem Hocam;
Bizim sunduğumuz örnekte HECE-SERBEST buluşmasını kendi dinamikleri ve kendi akış alanlarında işlev gören-görecek, kendilerine göre alanlar vermiştik.
Siz,
(Orada serbestin, oldukça serbest bırakıldığını gördüm.)
dedikten sonra;
(Bendeniz; Karacaoğlan’ın şiirleriyle, Müdâmî’nin, Reyhanî’nin türküleri ile büyümüş bir arkadaşınız olarak âcizane âşık tarzı şiirler yazmaktayım. Buluşma’da serbestleri kullanamadım. Şiirde vezinsiz ve uyaksız her sözün kusurlu olduğu şeklinde bir evhamım var. Bir türlü yıkıp atamıyorum.) demektesiniz. ve YENİ NAZIM ÖNERİLERİne taraftar olduğunuzu ve DAĞLARA SÖYLEDİM şiirini, şimdilik bir örnek olarak verdiğinizi belirtmişsiniz.
Can Hocam;
Evet sizi gayet iyi anlıyorum.
HECE ŞİİRİMİZİN, asırların süzgecinden süzüle süzüle gelmiş uyak-ayak ve kafiye-kalıp dokusunu asla bir kenara bırakmayacağız tabi. Ama, KENDİNİ TEKRARdan, verimsiz ve sığ görünümünden de (kimi dostlar İMGE deseler de) edebi sanat ve şaire yakışan dil dokusu, cümle yapısı ve kelimelerin yanyana dizaynı ile, kurtardığımız gibi, KALIBI KIRARAK, ( bir İSKELET niteliğindeki KALIBI bozmadan kırarak,) yeni denemelerle, yeni şekil ve tarzlar da oluşturabiliriz.
Nitekim; Necip Fazıl KISAKÜREK(Davetiye,Kıvrım Kıvrım,Kadın,Dönemeç, Canım İstanbul, Bacalar, Geliyorum, Aralık Kapı, Şükür, Biter, Dua, O Var, vb )şiirlerinde alışılmış-geleneksel kalıp yapısını kırmıştır.
Biliyorum, siz de bozmadan daha ileri noktalara gidilebilmeli düşüncesindesiniz.
Benim serbesti tamamen serbest-özgür bıraktığım noktaları, siz DAĞLARA SÖYLEDİM başlıklı BULUŞMA'nızda, kalıbı kırarak, hattâ kalıp kırığının içinde kalıp yaparak gerçekleştirmişsiniz.
Şiirinizde;
Geleneksel 6+5=11 ölçümüzü, 6 mısralık (kupleler şeklinde)yazmak yerine, 5'nci mısraları kırarak, kırık içinde kalıp yapmışsınız, serbest bırakmamışsınız... Elbette senelerin hece tutkunu bir şair bunu yapacaktır ve normaldir de. Bundan vaz geçemediğinizi de ifade etmişsiniz.
Şimdi Hocam;
Hece-serbest tartışmasına noktayı koyacak olan BULUŞMA,
(Hece-4'lük
...........Serbest
*
Hece-4'lük
...........Serbest )
şeklinde dizayn edildiği gibi, bunun tersi de dizayn edilebilir.
Yani;
(............Serbest
Hece-4'lük
*
.............Serbest
Hece-4'lük)
veya KARMA ya da başka şekilllerde de HECE ve SERBEST BULUŞABİLİR.
Yani;
hece ile vezinli-düzgün akan bir ırmağı, çağlayanı, serbest de düz ovada serbest bırakmakta, dinlendirmekte, yada deli kuşlar gibi havalandırmaktayız...
**
Esas maksat, adı gibi iki tarz, BULUŞARAK, akıcı, lirik, yeniden yeni bir şekille-söylemle ŞİİRİN DOĞUŞUDUR.
**
Sizin bu örneğinizi 7 + 7=14 ' de denerseniz tadından yenilmez olan bir şiire rastlıyacağınıza yürekten inanıyorum hocam.
**
Bir de şiirnizde DAĞ kelimesinin çokluğu dikkatimi çekti, sanırım, dumanı üstünde oluşundandır.
**
Maziyi inkâr etmeden, asrın idrakine yeni seslenişlerimizle damgamızı vurmak niyetimize verdiğiniz bu destekten ötürü, yürekten teşekkür ediyor,
Yol ne kadar sarp ve engebeli olursa olsun, ışığın yeni ışıklarla çoğalacağına ve engelleri, yaza yaza, bıkmadan-usanmadan deneye deneye desteklerinizle aşacağımıza inanıyor;
Kalbi selam ve saygılarımı sunuyorum.
Mustafa CEYLAN
Değerli Ekrem Yalbuz üstâdım;
Okul olarak görmekten lahzaca uzak kalmadığım; fakat daima imkanların ve ciddi manada vakit ayırabilmiş olmanın beklentisi doğrultusunda gecikmeli gelmişliğin mahcubiyetiyle adım attığım sayfanızda, böyle bir farklılık yaşamak beni ziyâdesiyle memnun etti.
Öncelikle; çok uzun olmayan bir zaman öncesinde isyânlı bir yılgınlıkla bıraktığım “yorum okuma” işleminin, şimdi kısmen de olsa sayfanızda geçerli olmadığını ve başta sizin açıklamanızın içeriği ile birlikte bir takım yorumların “uzunluk” itibariyle gözüme takılmış bulunduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Birkez daha bildim ve anladım ki; şiire, yorum ve okura verdiğiniz ciddiyet- emek eserlerinizin altında kendini ifşâ ediyor. Sayfalarınız alalade bir şiir sayfası olmaktan ziyâde edebiyatımızın ciddi manada tartışılabileceği, fikir teatisi yapılabileceği bir mekân hâlini alıyor.
Affınıza sığınarak şiir kadar notlarızın barındırdığı mesajlar hakkında da fikirlerimi söylemek isterim;
Gerek serbest, gerekse hece şiiri edebiyatımızın olmazsa olmazlarından. Her şairin; mizacı gereği birine diğerinden daha fazla yakınlık duymasını anlayabilir, kaleminin eğimli olduğu tarzı seçmesine hakta veririm fakat sırf diğer vezinden uzak olduğu için ona -şiirin üvey evladı- muamelesi yapmasını ne kabul ne de idrâk etme yoluna girerim. Uzak olduğu vezni karalama çabasına giren şair, radikal bir hata yapıyor ve şair olmaktan her lâhza uzaklaşıyor demektir ki gerçek şairlerin bunu yapmayacaklarını söylemek istemem çünkü içlerinde gerçek şair olduğuna inanmak istediğim çokluk mevcut.
Hem serbest ve hem de hece şiiri yazan ve iki tarzda da aynı başarıyı sergilediğime inanan bir insan olarak, tarz ve üslûp itibariyle kendimi birine yakın hissetmemden daha doğal ne olabilir? Fakat bunun şair için “bir sır” kalması gerektiğinin elzem olduğunu zaman içerisinde daha iyi kavrayabildim. Dolayısı ile bu konuda, -şimdi yapmış olduğunuz gibi- başta siz eğitimciler ve bilinçli insanlara ciddi sorumluluklar düştüğünü düşünmekteyim. Aksi, edebiyatımızda daha ciddi tartışma ve parçalanmalara yol açacaktır. Ricam odur ki siz büyüklerimiz bu farklılıkta devam gösterin.
Ayrıca şair olma yoluna baş koyan bir insanın yazmasa da hece, serbest ve aruz bilmesi gerektiğine inanıyorum. Bu bağlamda her tarz üzerinde en az birkaç denemesi olması gerektiğine de düşünüyorum.
Çalışmanızı okuyunca, dinlediğimiz serbest şiir üzerine bir hocamızın; “seslere ve mısra sonlarına dikkat buyurun” deyişi düştü aklıma. Serbest vezinde tamamıyla kâfiye yanlısı bir insan olmamama rağmen, zaman zaman bu uygulamaya gidilmesi, en azından ses benzeşimlerine “serbesti düz yazıdan ayırabilmek maksadıyla” yer verilmesi gerektiğine inanıyorum.
Ağabeyim;
Sayfanızda yer verdiğiniz “hece serbest kucaklaşması” gerçekten çok güzel ve başarısı tartışmaya açık olmayan bir ürün. Değerli üstadımız Necip Fazıl Kısakürek’de serbest şiirlerinde çoğunlukla bu şekilde bir yol izlemiştir. (Bu noktada üstadımızı heceye bağlayanlar için onun da serbest şiirleri olduğunu hatırlatmış bulunalım.) Eser, hiç şüphesiz serbest-hece tartışmasını çürütecek en büyük tezlerden birisidir. Bizler ne asırlardır bağrımıza bastığımız, sinemizde büyüttüğümüz halk şiirlerimizden vazgeçebilir, ne de üstatlarımızın getirdiği ekolden yüz çevirme hakkına sahip olabiliriz.
Size ve Mustafa Ceylan hocamıza teşekkürü bir borç biliyorum.
Sağ olun.
Nuray ALPER
Değerli Büyüğüm,
Saygıdeğer Ağabeyim;
benim bu eserinize layıkı ile yorum yazmaya ne kudretim yeterli ne de izanım...
Muhakkak şiir hakikati arayandır ve bulduğunu okuyucuyla buluşturandır şair.
Ve Üstad poetikasında şöyle der:
Şair mutlaka bir şekil ve kalıba bağlı olan; fakat onu aştığı, gizlediği, peçelediği ve manayı ve edayı onun verâsıdan devşirebildiği nisbette büyük ustadır.
alışılmış söz gibi olacak ama samimiyetle itiraf etmeliyim ki muazzam olmuş.
saygım ile
Sevim YAKICI
Sevgili hocam,
Günümüzde insanlar peynircisini bile kolay kolay değiştirmezken edebiyatımızda yeni bir tarza alışmak ve kabullenmek çok zor oluyor.
Toprağa atılan bir tohum gibidir yenilikler hep.
Filizlenmesi ve büyümesi için çok emek ve meşakket ister, sabır ister.
Yeniliklerde karar vermek ve verilen kararı bıkmadan cesaretle uygulamak çok önemlidir.
Destek olunduğu müddetçe yenilikler hedefe bir adım daha yaklaşırlar.
Mustafa Ceylan üstadımı bu cesaretinden ve bilgi birikiminden dolayı tebrik etmek istiyorum.
Şiirinize yorum yazmak haddime değil efendim.
Gıptayla ve hayranlıkla okuduğumu belirtmek isterim.
Saygı ve hürmetlerimle,
Celil ÇINKIR
Başta değerli açıklamaları için Mustafa Ceylan Hocam olmak üzere görüşlerini paylaşan ve paylaşacak olan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Bu iş anlaşıldı. BULUŞMA, sadece serbest ve heceyi buluşturmakla kalmayacak aynı zamanda sözü ve duyguyu da buluşturacaktır.
Hecenin zorunlu kalıp ve kuralları içinde duygusunu tam açıklayamayan şair, serbestle bu eksikliği giderecektir. Temaları, imgeleri serbest dizelere yükleyerek şiirine derinlik kazandıracaktır.
Aynı şekilde duygularını açıklamağa ağırlık veren serbestçi şair de, araya katacağı uyaklı sözlerle şiirine bir ahenk, bir musiki kazandıracaktır.
Demek ki, deneme aşamasındaki bu tarz, sadece bir yenilik getirmekle kalmayacak aynı zamanda şaire geniş bir manevra alanı da açmış olacaktır.
Değerli yorum ve görüşleriniz bendeniz de bu hissi uyandırdı. Aceleye gelen şiirimin eksikliklerini de görmüş oldum. Tekrar teşekkür ediyorum.
Netice; YENİ NAZIM ÖNERİLERİ ni tanıdıkça onlarla dostluğumuz, ünsiyetimiz artacak edebiyatımız çok daha başarılı eserler kazanacaktır.
Hayırlı olsun. Herkese başarılar diliyorum.
Selâm ve saygılarımla.
Ekrem YALBUZ
Değerli hocam
Sizin şiirinizi ve bahsettiğiniz Mustafa Ceylan beyin şiirini dikkatlice okumaya çalıştım.
Tam olarak düşüncelerimi açıklamak için çok daha dikkatli okuyacak ve üzerlerinde uzun uzun
düşüneceğim. Ancak ondan sonra gerçek bir kanaat sahibi olacağım.
İlk düşüncelerim şöyledir.
Şiirdeki açılımları sonuna kadar destekleyen, gelişmeye yönelik her türlü çalışmaların şiire katkı sağlayacağını düşünmeme rağmen bâzı çekincelerim de var.
a) Mesela çok beğendiğimiz bir kuşun kuyruğunu bir başka kuşa yapıştırmaya çalışsak,bir diğer kuşun gagasını da diğer bir kuşa uydurmaya çalışsak, niyetimiz güzeli bulmak adına da olsa acaba yaptığımız iş doğru bir iş olur mu?
b) Erkekte bıyık güzel, kadında ise pürüszüz cild. Çok güzel bir hanıma bıyık takmaya uğraşsak eğer bu iki güzellikten farklı bir güzellik elde edebilir miyiz?
Ya da erkeğe çok yakıştığı söylenen pazu /kas/ adale bir hanımın kollarında ve ayaklarında nasıl durur?
...................
Bu minvalde düşündüğümde sanki; 'her güzellik kendine has özellikleriyle ancak kendinde güzeldir' fikrine kapılıyorum.
Bir başka çekincem de, iki tarzı da yazmayı beceremeyenlerin,' yazdım ' zannedenlerin nasıl bir duruma düşeceği..
Sahi onlar ne yapacak?
Bu konuyu çok iyi düşünmek lazım.
Dikkatli ve önyargısız.
İnşallah en doğrusunu bulabiliriz.
Muhabbetle.
Yusuf Ziya KARAHASANOĞLU
Saygıdğer Cinasi hocam; şiirimize ve debiyatımıza yaptığınız hizmetler ve ürettiğiniz bu yenilikler ilerde mutlaka hayırla yadedilecektir.Gerçekten değişik ve farklı bir tarz çalışma olmuş,
büyük bir keyifle okudum kaleminiz daim olsun diyor size ve hemşehrim Mustafa Ceylan hocaya teşekkür ediyorum, selamlar saygılar.
Ali Rıza ATASOY
Saygı deger hocam yeni bir tarz olsada denemekte fayda vardır, pazara çıkmalıdır,gevherini iyi işlemesini bilen elbette iyi seyler ortaya cıkarır,
dizelerinizdeki akıcılık, hemen göze carpıyor, içerik cok güzel, ben haz aldım, daha önce de rastladım bu tür şiirlere ama haz aldıgımı söyleyemem,
Mustafa ceylan hocamızıda sagılaırmı iletirim vesile oluyor sebep oluyor, türk şiirine ve edebiyatına faydalı oluyor bu tür ilklerle,,başarılaırnızın devamını dilerim
gurbetten sılaya
selam ve dua ile..
Ozan Şerafettin HANSU
Dağlara Söyledim
a / a / - / a
b / b / - / b
c / c / - / c
6 + 5 = 11 hece ölçüsüyle yazılmış..Serbestlerde ki kafiye ve ses uyumu, tekrarlardaki anlam zenginliğiyle kendi ahengini kurmuş Türkü tadında sürükleyici bir “ Buluşma “ şiiri; Dağlara Söyledim.
Şiiri okurken ilk anda, garip bir yalnızlık duygusu, keder sardı ruhumu. Sanki bir kendinden geçiş…Doğanın ürkütücü sessizliğinde, karşımda doruğunda kar ile yüce dağ… ve yanık bir Türkü ağzımda ben; hasbihal edercesine ya da ağıt yakarak..Ben haykırdıkça âh-u zârımı dağ ses veriyor benim zârımı bana.. Dağ efkârlı, ben efkârlı..İçsel yolculuğumda biriktirdiğim her ne varsa haykıramadığım, bir Allah’ ın kuluna.. Birer birer dökerek efkârımı serin bağrına yasladığım başımla; ben ağlar, dağ ağlar ve bu yazgı bağlar bizi birbirimize..
Buluşma noktamızda ikimizin de yâre özlemi, kavuşma umudu ve acı vardır.
Değerli kalem, saygıdeğer insan Ekrem YALBUZ beyefendiye bu anlamlı katkılarıyla teşekkür ediyor, “Yeni Edebi Akım = Gülce’ nin buluşma noktasında nice yeni buluşmalar dileğimle, dostça, saygıyla…
Refika DOĞAN
Saygı değer hocam sevgili üstadım. Türk şiirine yenilik kazandıracak örnek bir eser işlemişsiniz ,zoru seven yüreğinizi biliyorum şiirdeki ustalığınız bize her zaman rehber olmuştur,Allah razı olsun.
Sevgili hocam,malumunuz şahsı adıma biz hep yöresel olarak halk şiirlerini halk ozanlarını okuyarak dinleyerek büyüdük .nazım şekillerinde yeterli bilgim olmadığı için sizin dediğiniz gibi serbest şiiri hece ile karıştırp yazmak benim için çok zor ,sizin gibi ustaların yanında dahada zor,karamsarlık düşüncesinde değilim .emek verilen her şeye saygım sonsuzdur tabiki çalışmak lazım.inşallah sizin yazdığınız bu örnek şiir ve Mustafa Ceylan hocamızın çalışması bizlere örnek olur .
Sevgili hocam affına sığınarak şu alıntı açıklamama müsaade ederseniz ,yazayım
Edebi sanatların fikre bağlı olanları eşyanın ve ya duyguların zihinde aldığı şekiller esas tutalarak yazılır .Bu yazılımların giriş bölümünde üzerinde durulacak mesele tanıtılır;sonra yardımcı fikirlerle ,delillerle mesele aydınlatılır;çelişkiler giderildikten sonra bir hüküm verilir ve netice karara bağlanır .
Görülen duyulan,okunan incelenen soyut ve somut tüm kavramların bağlantıları bu söz sanatların potasında eritilir .fikirler alıştığımız tarzda değil değişik yollarlada anlatılır .Düşünsel söz sanatlarında süsleme ustalığının cümle kuruluşunun sözcüklere verilen anlamın sıkı bir ilişkisi bulunur.
Türk şiirinde en çok kullanılan fikre bağlı sanatları;akis yani çaprazlama, iade zincirleme,İrsat hazırlama,terdik beklenmezlik,iştikak türetme,lebdeğmez,dudak ,sihr-i halal çifte bağlılık,leffü neşir dizili ayırma,cinas kinaye dolaylı söz,Tevriye meramı gizleme ,istihdam kapsama ,mugalâta yanıltmaca ,Müşükale anlam oyunu gibi örnekleri çok
Sevgili hocam beni bağışlayın bu tür çalışmayı eğer yanılmıyorsam ben heceyle serbesti akıs olarak algıladım .
Bir örnek.
Besait oldu mürekkep,mürekkep oldu basit
Mecâz oldu hakikat,hakikat oldu mecâz...Sadullah PAŞA
hocam duyarlı yüreğine emeğine sağlık şiirin hakikaten örnek bir şiir ,o güçlü kaleminden böyle güzel şiirler okumak benim için ayrı bir tat .Allah yazan kaleminizi daim eylesin .tam puan ekleyerek yürekten kutlarım.saygı ve hürmetle ellerinizden öperim Rabbimize emanet olun selam ve duam ile
Tuncay AKDENİZ
Değerli hocam, sizin kaleminizden okunabilir ve hoş bir şiir olmuş. Mustafa hocamın sayfasınıda inceledim gayet güzel, ancak olaya temkinli yaklaşıyorum. Hele bir taşlar yerine otursun denemek isterim.....
Yaşamın birçok alanında yenilikleri hızla kabullenip uygulayabilen bir milletiz, daha dün telefonu santralden sabah yazdırıp akşam görüşebilirken, bu gün bebelerimiz görüntülü görüşmeler yapıyor....
Radyo ayarlarını kendimiz yapamazken şimdi bilgisayar kullanıyoruz.
Yeni nazım şekillerine de alışırız, neden olmasın.......
Tek endişem yenileşelim güncelleşelim derken kültürümüzü unutmamız......
Hayırlısı diyorum.....
Size ve bu konuda emek sarf eden tüm üstadlara teşekkür ediyorum.......
Saygılarımla.
İhsan Ertem
Ekrem Hocam;
Size ne yazsanız yakışıyor. Sizin tarzınızı az çok bildiğim için, aslında bu denemenizde de farklı bir yan yok. Sadece şekil olarak birazcık değişiklik olmuş.
Yeniliğe her zaman açık birisi olduğunuzu biliyorum. Aslında ihtiyacınız yok bence. Çünkü sizin şiirlerinizi böylede seviyoruz biz.
Keşke bir çok kişi siz gibi olabilse. Bazıları var ki; tarzının dışına çıkamaz debelenir durur. Mesela; hece yazamaz ama sorsanız ' Aman hece yazmak ne ki, çocuk oyuncağı der' yaz dediğin zamanda ' Hece öldü' cevabını alırsınız. Halbuki olay şudur; yazamayacağını bildiği için, kendi yalanını başkasınada yutturmaya çalışır. Hece hiç bir zaman ölmedi, ölmezde. Şiiri hece gibi soluyup, hece gibi yaşadığınız zaman, yeniliklerde kendiliğinden akar gelir önünüze.
Ya da serbet şiir yazamayan bazı kişiler; 'Serbest şiir yazacağındada ne varki, kelimleri alt alta getir al sana serbest şiir der' Halbu ki, her tarzın belli bir zorluğu vardır. Serbest yazmakta o kadar kolay değildir. Bazı hocalarımız serbest yazmanın hece'den daha zor olduğunu söylerler, ben pek katılmasam da doğru olma olasılığı kişiden kişiye değişeceğinden yanayım.
Şiir göreceli bir kavramdır ve herkes kendine göre ne almak istiyorsa onu alır. Şair Eşref´e sormuşlar: 'Neden şiirlerinizde hedefinizi belirtmiyorsunuz? ' 'Çünkü' demiş, 'ben şiirlerimi numarasız gözlüklere benzetiyorum. Her takan kişiye uymaları için.' Şairin o an içine soluduğu havanın ne olduğunu bilemeyiz.
Hocam sözün özü; her zaman sayfanıza geldiğim zaman mutluluk içinde ayrılmışımdır. Bugünde öyle oldu yine. Neden derseniz, her gelişimde klasik alışılmışın dışında farklı bir şeyler bulacağımı biliyorum. Sağolun var olun hocam. Allah sizden razı olsun. Sizden öğreneceğimiz daha çok şey var.
Ellerinden öpüyorum ağabey.
Saygılarımla
Ahmet EROĞLU
Öncelikle güzel şiiriniz okuyana tat veriyor.
Bu sebeple kutluyorum.
Pırıl pırıl yüreğinizden pırıl pırıl
güzellikler akmış.Allah razı olsun
Gelelim Hece-Serbest buluşması veya koalisyonuna,
1-Ben de çok önceden beri bilhassa destansı anlatımlarda ve özellile uzun şiirlerde (kısa şiirlerde olmayacak diye bir kayıt yok)
biraz serbest biraz hece(hani aşıklar bir türküyü çalıp-çağırmadan önce türkünün hikayesini-açıklamasını-ya da ön bilgi verirler ya işte o babdan
serbest işlemek,ağırlığı, vurguyu ve bitirişi hece ile güzel bir şekide bağlamak.(Han Duvarlarını konu olarak verebilirim) böyle bir düşüncem vardı hatta yazmaya da başlamıştım.Ancak Türk şiiri hecedir önce bunu hep birinci sırada tutacağız ve kabul edeceğiz.Etmiyenler umrumda değil demeliyiz.(Dede Korkut,v.s.)
Hece -serbest buluşması elbette güzel eserlerin meydana çıkmasına yol açabilir.Güzel şiir hece olursa da güzeldir,serbest olursada güzeldir.Hece-serbest olursada güzel olur.
Zira sırf UYAK ve AYAK ı uyduracağım diye tatsız,içi boş şiirler yazılıyor,aynı keza dedemin mektubu gibi nesir-düz yazılarda şiir diye asılıyor-basılıyor.El insaf dememek mümkün değil.
Yani şiir şiir gibi olmalı.Eeee şair olmak öyle basit mi? Şair de maharet,kültür,bilgi ve Hak vergisi yetenek olmalı.Yoksa....şiir çorbası olur,tatsız,tuzsuz kuralsız.
Her oyunun bir kuralı yok mu? var.
Kuralsızlık başı boşluk,keşmekeşliktir.Bilmem anlatabiliyor muyum şiirin başına gelebilecekleri.
2-Ben önceden beri serbest şiirleri şiir olarak değil şiir gibi okunan şiire bezetilen olarak ŞİİRİMSİ adını koymuştum.Tabi bu benim şahsi görüşümdür.Herkesin bu konudaki aykırı görüşlerine de saygı duyarım.Ben de deneme olarak birkaç tane ŞİİRİMSİ-serbest yazdım.Herkes istediği tarzda yazıyor önenli olan okuyucunun beğenisidir.
Ben Hece şiirini Türk kültürünün çok önemli bir değeri gördüğüm için Korkut Ata'nın izinden gidiyorum.
3-Bir de benim ÇAKŞAK AYAK diye isimlendirdiğim tarz var ki,hece ve ses uyumu temeline dayanan,ancak ayaklar ve uyakların şart olmadığı yazılıştır.s uyumunu ve hece yi esas alarak anlam yönünden şiiri zenginleştirmek.
Şu anda kelime hazinesi olarak (herkesin anladığı-yaşayan Türkçe) az kelime konuştuğumuzdan,uyak ve ayakı besleyen ikame kelime ya da değişik kelimeler alıp yapı taşı gibi kelime yerleştiremiyoruz.Bu şiir yazmada(hece) büyük sıkıntı çıkarıyor.Bunu aşmak için pek fazla anlaşılmayan ve kullanılmayan arap-fars kökenli kelimelere müracaat etme durumu şart oluyor.
Bu görüşüme de karşı çıkanlar elbette olacaktır.Belki benim kelime hazinem dar olduğu için böyle düşünüyorumdur,Ancak şu hususu hep aklımızda tutmalıyız.Yazdığım şiiri toplumun her kesimi anlayabiliyor mu? yoksa eline sık sık Türkçe ve Osmanlıca sözlük mü alıyor.
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler
HAKTAN HAYILISI TEMENNİSİYLE
BAKİ SELAMLAR HOCAM.
Abdülhadi BAY
Değerli görüş ve kanaatlerini bizimle paylaşan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Bizim şiire ve açıklamalara verdiğimiz emeğin onlarca misli emek, yorumcu arkadaşlardan geldi. Arkadaşlarımın ilgisi, olayı sahiplenmesi, değerli görüşlerini açıklamaları bizi mutlu etmekle kalmadı. Aynı zamanda onurlandırdı.
Bu okulun, bendenizle birlikte pek çok öğrencisi vardı. Ama sadece taş duvarlarla öğrencilerin bulunması ile okul olmuyor ki... Bir okulda öğrenen olduğu gibi öğretenin de olması gerekiyor.
Şükür o da oldu. Muallim/e kardeşlerimiz fikirlerini açıkladılar. Hecenin de serbestin de bizim olduğunu anlattılar. Bu vezinler üzerinde yenilikler yapmanın, en azından yenilik arayışında olmanın gerekli olduğunu söylediler.
Şairin, hece veya serbestten birisine yönelmesi, benimsemesi ve sevmesi kendi elinde olan bir şey değil. Bunda, kişinin yaratılış fıtratından, anasır-ı erbaa’sına, huyuna, mizacına, karakterine, burcuna, yetişme tarzına, yetiştiği çevreye kadar pek çok belirleyici faktör vardır.
Öyle ise insanları olduğu gibi etmek zorunluluğu kadar kişilerin bu eğilimlerini de olduğu gibi kabul etmemiz gerekir. Birinin diğerinden yararlanması gerekir. Zaten bu konuda hepten reddedişlerin, kavgaların her geçen gün azaldığını görüyoruz.
Binicinin sağı solu olmaz. İyi şair, her yerde iyi şair.
Sanatkârın eline çamuru da verseniz ondan bir şaheser ortaya çıkarabilir.
Selâmlar, Saygılar…
Ekrem YALBUZ
|