YENİ EDEBİYAT AKIMI  
-Gülce Grubu
-Güllük/portal
-Yeni Şiir.net
-Yeni Şiir-Şiir Ekle
-Gülce-Forum
-Gülce Nazım Türleri
-İçindekiler
  • Öz Geçmişi
  • Antoloji.com'da
  • Güllük Dergisi.com'da
  • Edebiyat Defteri'nde
  • İletişim
  • G Ü L C E

    Yeni Edebiyat Akımı GÜLCE
    NAZIM TÜRÜ: TOKMAK


    Günahın Şahı

    Gün batımı yıldızlarla efkar yüklenip,
    Vardığımda divanına gökler yer idi.
    Bir hoş seda duyurmadın derde diklenip,
    Ülger neden kızıl kaynar kavil bir idi.

    Hüzün açtı kara sevda hani zer idi?
    Kaynayan sır damla damla düştü eridi.
    ……………Aşka gözden aşı vuran elbet pir idi.
    *

    Durulmuş sevdaydı buzlara bandığın,
    Çölü kurutunca üşüttün serabı.
    Hani ahdin vardı kim idi yandığın,
    Rotasız gemiyle uçurdun şarabı.

    Erdi mi göklere kaf dağında başın?
    Battığın denizi boğandır gözyaşın.
    ……………Ölünür uğruna er olan yoldaşın.
    *

    ‘Ağır ağır akar’ derdim duru su,
    ‘Zibili toplayan nahoşça çağlar.’
    Sen kolayı seçtin sevda kurusu,
    Buluta güvenip ağlamaz dağlar.

    Hazanın vurduğu bağlar ölüdür,
    Seherde savrulan aşkın külüdür.
    ……………Bülbülün yandığı kendi gülüdür.
    *

    Ismarlamaymış gülüşün hile,
    Faturadaki her harf karalı.
    Ar damarında büyük zelzele,
    Aşk namesini koymuş yaralı.

    Hak almaz düşün sarnıcı derin,
    Dost otağında bulunmaz yerin.
    ……………İblis köleye çeker aferin.
    *

    Vuslatî der uçarım sanma,
    Varsın ama kanatlar naçar.
    Zar atıp da yine aldanma,
    Viran kuşu virandan uçar.

    Hamal olan taşır her ah-ı,
    Tekrar vursan günahın şahı.
    …………....Dosta dönmez dostun silahı.

    19.09.2008
    Osman Öcal

    ŞİİR İÇİN GÖRÜŞ-KANAAT VE MESAJLAR
    Kaynak:www.antoloji.com


    'Şairin kendini veya yakınlarını-dostlarını taşlamasına-hicvetmesine yeni edebi akımımızda 'TOKMAK' demiştik. Hece vezini ile yazılan bu tarz şiirde artan ya da azalan hece diziniyle söylemlerde doğrudan artar ya da azalır. Tokmakda, her kuplenin son mısrası gerek şekil gerekse söylem olarak bağımsız olabilmektedir. ' Bu kısa açıklamanın ardından sayın Osman Öcal’ ın şiirine yönelirsek;

    1-) 8 + 5 = 13

    8 + 5 = 13 hece vezniyle yazılmış

    yük / lenip (a)
    yer / idi (b)
    dik / lenip (a)
    bir / idi (b) .

    …Zer / idi (b)
    …Eridi (b)
    …Pir / idi (b)
    kökten kafiye düzeniyle dil’ e ne kadar önem verildiği ve bu konuda ki bilgi birikimi anlaşılıyor.

    2-) 6 + 6 = 12

    6 + 6 = 12 hece vezinli

    ban / dığın (c)
    serabı (d)
    yan / dığın (c)
    şarabı (d)

    …baş / ın (c)
    …gözyaş / ın (c)
    …yoldaş / ın (c)

    3-) 6 + 5 = 11

    6 + 5 = 11 hece veziniyle yazılmış

    duru su (d)
    çağ / lar (e)
    kurusu (d)
    dağ / lar (e)

    …öl / üdür (f)
    …kül / üdür (f)
    …gül / üdür (f)

    4-) 5 + 5 = 10

    5 + 5 = 10 hece veziniyle yazılmış

    hile (g)
    kara / lı (h)
    zelzele (g)
    yara / lı (h)

    …der / in (ı)
    …yer / in (ı)
    …aferin (ı)

    5-) 4 + 5 = 9

    4 + 5 = 9 hece veziniyle yazılmış

    Böylece çoktan aza doğru azalan bir söylem dizini..
    san / ma (İ)
    naçar (j)
    aldan / ma (i)
    uç / ar (j)

    ….. ah / -ı (k)
    ……şah / ı (k)
    ……silah / ı (k)

    Kafiye düzeni ile serbestlerde de ses ve hece birliği sağlanmış.

    Dostun dosta ihanetinin…Bir zaman altınken hüzüne dönüşen sevdanın…Sevginin fitne- fesata yenilgisiyle örselenen dostluk ilişkilerinin sorgulanarak yerilmesi konu ediliyor…Bir zamanlar “bir” iken ayrışarak oluşan ikiliğin sorgulanması..Çok anlamlı ve vurucu sözcüklerle gönderilen sitâyiş ve öğreti dolu söylemlerin sonunda tokmak; dostluğun bir sorumluluk.....Dostluk yükünün ağır olduğu ve her koşulda hamal gibi taşınması gereği… “dostun dosta silah dayayamayacağı gibi vurucu söylemleriyle noktalanıyor.
    Şiir, baştan sona farklı söylem ve sözcük dizini ile anlamını derinleştirmiş. Şiiri okurken, günümüz insan ilişkileri ve dost-dostluk anlayışındaki derinliksiz yüzeysel yaklaşımlar göz önüne geliyor bir anda..Değerli kaleminize saygıyla, Osman ÖCAL beyefendi. Refika Doğan/Yeni Edebi Akım= Gülce

    Refika DOĞAN

    Şair Kardeşim Osman ÖCAL ile antoloji com da özelden mesajlaştık. Gerçi onun izni olmadan buraya-grubumuza mesajlaşmadaki (özel-şahsımıza ait cümleleri kısmen çıkarak) ÖNEMİNE binaen buraya alıyor, GRUBUMUZun bilgilerine saygı ile sunuyorum.
    Can Kardeşim Osman;
    Aleykümselam!
    Senin gibi kıymetli bir kalemi aramızda görmek bize güç verir, kuvvet verir.
    Biz, şiirimizin o muhteşem tarihindeki KOŞMA, VARSAĞI, MANİ vb NAZIM TÜRLERİNİ bırakalım demiyoruz, hatta bozalım da demiyoruz. Elbette onlarla yazmaya da devam edeceğiz.
    Ancak, neredeyse bir asra yaklaşmak üzere edebiyatımızda bir HAMLE olmadı.Bu durum kimi şairlerimizi, özellikle HECE tutkunu dostlarımızı yer yer kendini tekrara veya ünlü-tarihe mal olmuş aşık ve yazarlarımızın kafiye ve tanımlamalarına takılıp kalma noktasına getirmiştir. Oysa, zaman durmuyor, ülkemiz insanının artık %75-80 i şehirlere akın etti, kırsalı bırakıp, varoşları doldurdu. Ozanlık geleneğimiz usta-çırak ilişkisinin kopması ile, devletin de SSK vs desteği olmadığından çok dar bir alanda kaldı. Medya, kitle iletişim araçlarını ellerinde tutanlar, HECE ŞİİRİmize, yabansı yabansı bakar oldular. ŞİİRİ MİLLETLE, ŞİİRİ DÜNYA İLE KUCAKLAŞTIRMAK-BİR BAKIMA HECEYİ YENİDEN ŞAHA KALDIRMAK GEREĞİNİ duyduk. Belki, bu düşüncemiz bazılarınca yanlış anlaşılacak, suçlanacağız, karşı çıkanlar olacak, beğenmeyen, dudak bükenler olacak.
    Hecede KARACOĞLAN-YUNUS-DADALOĞLU-KÖROĞLU-VEYSEL-NECİP FAZIL işte bu altın zincir zaten iz bıraka bıraka gelmiş günümüze kadar. Biz bu zincirin devamı olmalıyız. Onların kafiyeleri, şekil ve söylemlerini tekrardan başka bir şey yapamıyorsak, bir bakıma onları aşamıyorsak, o zirvelerin yamacına bile çıkamıyorsak, oturup düşünmemiz lazım,öyle değil mi?
    Hani Mevlana der ya, YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK ZAMANIDIR CANCAĞIZIM diye, işte bu çağrıyı duyduk, açtık bayrağı. Bu bayrak, milletimizin duygu fırtınasına bir araç-vasıta olursa ne mutlu. Olamazsa da, bu gökkubbe de biz de söyledik, ettik, yazdık deriz.

    Osman Kardeşim;

    TOKMAK ta;
    Biliyorsunuz HECE şiirimiz başından sonuna kadar tek KALIP ve ölçü ile gitmekte.Madem ki bütün kalıplar bizim, bunları neden bir arada kullanacağımız bir şiir TÜRÜMÜZ olmasın ki dedik?

    Birinci kıta:7
    İkinci kıta:8
    Üçüncü kıta:9
    Dördüncü kıta:10
    Beşinci kıta:11 hecelik kalıplarla da yazılabilir. İlk örneği verirken ben, biraz zor olsun da şairlerimiz üzerinde çalışsınlar diyerek de (bizim koşma-türkü ile batının sone'sini birleştirmeyi düşündüm)
    Aslında,
    Burada esas olan DENENMEMİŞİ DENEMEK. Yani, bir çok hece ölçü ve kalıbının düzgün ve ahenkli bir tarzda bir araya gelişiyle insanın kendisini veya en yakınlarını taşlamasıdır.

    Saygıdeğer Kardeşim;
    TOKMAK şiirinde asıl maksat, ifade ettiğimiz gibi insanın kendisini ve yakınlarını bir bakıma tokmakla dövmesidir, ders vermesi, taşlamasıdır. İğne batırmasıdır, eleştirmesidir.Şekil oarak TOKMAK' benzesin diye de ŞİİRİN GÖVDESİNDE hecenin büyükten küçüğe doğru bütün ölçü-kalıplarının kullanılmasını düşündük. Siz tokmağı tersine de tutabilirsiniz. Yani sapı elinizde de olabilir. Bu dudrumda küçükten büyüğe doğru da sıralarsınız.
    Kafiye yapısı HİÇ ÖNEMLİ DEĞİL. Kıtalardaki kafiye dizilişi KOŞMA olmuş, türkü olmuş, mani olmuş o da önemli değil. Önemli olan bir şiirde düzgün bir sıralanıştır.
    Yani,
    Tokmağı şöyle de sıralayabiliriz

    -11hece kafiye a
    -11 hece kafiye a
    ............................11 hece kafiye a
    ............................11 hece kafiye b
    *
    ............................10 hece kafiye c
    ............................10 hece kafiye c
    ............................10 hece kafiye c
    ............................10 hece kafiye b
    *
    .............................9 hece kafiye d
    .............................9 hece kafiye d
    .............................9 hece kafiye d
    .............................9 hece kafiye b

    Böyle de gidebilir ya da bunun tersi, ama kıt'a nizamı - satır sisteminde DURAK lara dikkat etmek lazım tabi. 11'i 6+5=11 yaptıysak ya da 9 'u 5+4=9 yaptıysak bu düzeni de bozmamalı, müstakil bir şiirde nasıl özen gösteriyorsak burada da kıtalarımıza özen göstermeliyiz.
    Yani can kardeşim; gelenksel hece şiirimize yeni nefes alanları ortaya koymaktır amacımız.
    Aramıza hoş geldin safalar getirdin can kardeşim.
    Mustafa CEYLAN


    Emekle hizmete verilmis bir yüregin yeni nazim önerisi tokmakta siirin harmanini sunusu sahsen büyük bir begeniyle okudum zihnimi bu ekole yönlendirmenin önünü actim tebrikler dizorum okul kaleme yol acanlara gönül dolusu selam ve sevgilerimle
    Ozan SENTEZİ


    -Ey Şair
    -Gerekçemiz
    -Gülce 100.Günde
    -Üçgen Masa ve Orhan Veli
    -Tercüme Odası
    -Neyzen Tevfik ve Aşk
    -Anlaşılır Olmak
    -Yahya kemal ve Gülce'de Aruz
    -Han Duvarları ve Ötesi
    -Gençosmanoğlu ile Röportaj
    -Çeviriye Dair