|
NAZIM TÜRÜ: TOKMAK
Bir Tufansın Bin Fırtına Yüzbin Karayel
Bilir misin ayrılığın yakan korunu?
Hasretinle doldum taştım,oldum deli sel
Çağla da gör, mutluluğun gerçek sırrını?
Sana benzer gördüğüm yüz,tuttuğum her el.
Öncesi yok,sonrası yok; sevdan taşkın sel.
Bir tufansın,bin fırtına,yüzbin karayel.
Özletmeden,söyletmeden çık ta hemen gel.
Bekler erguvanlar senli sabahları,
Günlerim kapkara.geceler zindandır.
Dönmese vuslata hasret baharları,
Ezberimde adın, bitmeyen duamdır.
Ha varsın ha yoksun bu dünya dönecek,
Yokluğun beni de birgün bitirecek.
İşte o gün ruhum,uzlete girecek.
Bilirsin, bilirsin hicranı, derdi,
Anlarsın sevgili ikbal ne demek?
Aşk değil aslında, zulmet kaderdi,
Hüzzamdı yanıp da sana seslenmek.
Bu yüzden dökülür ilahi yaşlar;
Artık çatılmasın gönlümde kaşlar,
Her buhran sonunda inzivam başlar.
duygulu duygusuz/tekil dünyalı
260908sınırkent
Yusuf Bozan
ŞİİR İÇİN GÖRÜŞ-KANAAT VE MESAJLAR Kaynak:www.antoloji.com
Yusuf Bozan Kardeşim;
Bu nefis TOKMAK şiirinden ötürü sizi yürekten kutluyorum.
GÜLCE EDEBİ AKIMIMIZIN ÖNERDİĞİ TOKMAK şiir türünün teknik-şematik tablosunu da şiirin altında vermeniz de hoş olmuş.
Sizin bu TOKMAK şiiriniz bu; şemaya tam uyum içinde olması ve de tabii ki, fazla incitmeden-acıtmadan, yakından yakınınız olan, sevdiğinizi bir nev'i hicvetmiş olması itibariyle de güzel bir eser olmuş. Seçtiğiniz kelimeler, kelimelere ruh veren nakışlamanızdan ötürü de dikkate değer bir eserdir.
TOKMAK Şiir türünde ve diğer şiir türlerinde GÜLCE'miz, mademki hece de, serbest de aruz da bizim ve bu bizim olan değerleri bir arada tutmayı, onları bulunduğu noktadan yeni söylem ve şekillerle daha ileriye götürmeyi, şiirimize yeni nefes alanları ortaya koymayı amaçlamıştır.
Bizim olan değerleri birbirleriyle kavga eder halde görmek, senelerce, hüzne boğmuştur bizi. Bu kavgayı sona erdirmek, yeniden yeni atılımlar yapmak maksadıyla GÜLCEmiz ortaya çıkmıştır. Aruz-Hece, Hece-Serbest vb senelerimizi alıp götüren tartışmalar GÜLCE ile son bulmakta ve aynı şiir bünyesinde bir araya gelerek, yeni terkipler oluşturabilmektedir.
Yusuf Bozan şairimiz de, bu şiiriyle bu yeni gül müjdesinin ışıltılı bir örneğini vermiştir.
TOKMAK' da azdan çoğa veya çoktan aza doğru kuplelerle değişen HECE vezinli kıta ve kupleler bir araya getirilmektedir. yani; geleneksel HECE şiirimizde olduğu gibi, hangi vezin ve kalıpla başlıyorsa şiirimiz, sonuna kadar onunla devam edip gitmiyor, her kuple-bölüm-kıtada bir sonraki HECE sayı ve dizilişine-kalıbına geçiş yapmaktadır. 7+7=14 hece, 6+5=11, 4+4=8, 4+3=7 hangi ölçü ve kalıp olursa olsun hepsi bizim. Bu bizim olan kalıp ve ölçüleri sistematik olarak;
6+6=12
6+5=11
5+5=10
4+5=9
4+4=8
3+4=7
veya bunun tersi, yada artan ve azalan şekilde başka- sırası atlamadan-dizilişi, bir bakıma da şekil itibariyle 'Tokmak'a' benzemesi esası getirilmiştir.
Tekrar tebrik ediyorum...
Şiirinizin şah damarlarından hareketle duygu dünyanızdaki 'Bitmeyen senfoni'yi, o ince hüznü de görmekteyiz.
Ayrılık ateşiyle yanıp tutuşan bir yüreğin canhıraş feryat ve seslenişleri :
'Hasretinle doldum taştım,oldum deli sel'
'Sana benzer gördüğüm yüz,tuttuğum her el. '
'Bir tufansın,bin fırtına,yüzbin karayel.'
'Özletmeden,söyletmeden çık ta hemen gel.'
mısralarıyla, tokmakla-hicvedeceğin-eleştireceğin yakından yakının olan-sevgiliye bu mısralardan sonra söyleyeceklerine GEREKÇE hazırlamakta.
Şiir üç ana bölümden oluşmuş sanki. Önce gerekçe, sonra bu gerekçenin doğuşu ve en sonunda daşairin hicviyesi. Kapkara günler ve zindan gecelerin ardından gelecek olan erguvanlı sabahların özlemi var.
Var olmasına var amma, şairimiz, sonunda tokmağı özlemiyle yanıp tutuştuğuna vurmak yerine, kendine vurmakta, uzlete çekilmekte, hüzzamlı seslenişleri bırakıp inzivaya çekilmektedir.
Seven bir yüreğin, sevdiğine kıyamayışı işte bu.
Sabredişi, kabahati kendinde buluşu. Kendi çıkmazına kendini kader kilidiyle bağlaması, hasret kelepçesiyle hapsetmesidir.
Geleneksel HECE şiirimizle bu şiir kaleme alınsa idi, mısra sonlarındaki kafiye sesleri ve uyak-ayak vurgulamaları ile, bir sonraki mısra veya kıtada şairin ne diyeceğini tahmin edebilirdim. Ama, bunda, ama bu bizim olan, bizim hece kalıplarının bir arada bulunuşunda ve üstelik kıtalardan sonra 3'lüklerle dizayn edilişinde bu tahmini yapamıyoruz ve şiir de oradan orijinalleşmekte diyebilirim.
'ha varsın, ha yoksun bu dünya dönecek' diyen şairimizin böyle demesine bakmayın siz, kendini hasret ateşiyle yaka yaka çile girdabına atan bir ruh halini taşımakta.
'Tekil dünyalı' şairimiz Yusuf Bozan'ı bu enfes şiirinden ötğürü tekrar tekrar tebrik ediyor, yeni - yepyeni şiirlerini bizlerle paylaşmasını özlemle beklemekte olduğumuzu da belirtmek istiyorum...
Mustafa CEYLAN
|