YENİ EDEBİYAT AKIMI  
-Gülce Grubu
-Güllük/portal
-Yeni Şiir.net
-Yeni Şiir-Şiir Ekle
-Gülce-Forum
-Gülce Nazım Türleri
-İçindekiler
  • Öz Geçmişi
  • Antoloji.com'da
  • Güllük Dergisi.com'da
  • Harun Yiğit.net'de
  • İletişim
  • G Ü L C E

    Yeni Edebiyat Akımı GÜLCE
    NAZIM TÜRÜ: TEKİL



    BÜTÜN TANRIÇALARIN TANRISIYIM

    Sevdaların başıyım
    Sevdalıların göz yaşıyım
    Bir sevdayla sarhoş olmam bilirsin
    damardan kırmızı şarap versin kanıma

    Gülce’nin bir gülüsün
    Ben senden, sen benden delisin
    Kanımı kanlar içinde bilirim
    ne kadar mikrop var ise sürsün kanıma

    Davar gibi sağılma
    Damlanın içinde boğulma
    boşa kulaçlamasın deryaları
    Erecekse eğer gelip ersin kanıma

    Benim gibi yanarsan
    dağın yamacında pınarsan
    araya, araya yolunu bulup
    Şu gönlümün ırmağında varsın kanıma

    Yettiniz be canıma
    Şehvet ile gelin yanıma
    Bütün tanrıçaların Tanrısıyım
    aranızdan en dişisi girsin kanıma


    Harun Yiğit
    01.10.2008 Hannover/Köthenwald

    GÜLCE EDEBİYAT AKIMI
    *******************************

    Yeni Nazım Türü: TEKİL
    ****************************

    Şiir tarihimizde neredeyse bir asra yaklaştı ÖNEMLİ BİR HAMLE yapılmayalı. Tanzimat’ın o ilk yıllarında TERCÜME odalarında görev yapanların Batı edebiyatındaki nazım türleriyle karşılaşmalarıyla başlayan yenileşme hareketi, ardından dil ve edebiyat, aruz-hece tartışmalarına dönüşmüş; bu tartışmalar sonucunda, BEŞ HECECİLER, BİRİNCİ YENİ, SERVET-İ FÜNUN, FECR-İ ATİ, YEDİ MEŞALECİLER, GARİP ve İKİNCİ YENİ AKIMLARI birbirini takip etmiştir.
    İşte o günlerden bu yana sürüp gelen şiir serüvenimiz, son 30 yılda, SERBEST ŞİİR'imiz, tamamen serbestliğe, adeta, nesirlerin makasla doğranıp alt alta sıralanmasına dönüşmüş duruma getirilmiş, şiir, o ahenkli kanat çırparak yükselişinden, yerlere düşürülmüş durumdadır.ARUZ unutulmuş, HECE ŞİİRİ'miz de, Anadolu Aşıklarının-ozanlarımızın AYAK-UYAK ve kalıplarıyla KAFİYELERİ'ne takılıp kalmış, kendini tekrar etmeye başlamış, sığ ve dar bir alanda kalıvermiştir. Şüphesiz hem hecede, hem serbestte mükemmel ve kalıcı eserler verenler de olmuştur. Şiir tarihimizin mazisinde mükemmel ve kalıcı nice şiirler - şairler var, biz, onların hepsini seviyor ve hepsine bağlıyız, karşı da değiliz... Ancak, biz genel manzaradan bahsediyoruz tabii...
    Bir sevda gibi yüreğimizi, kalemimizi sarıp sarmalayan şiirimizi bu yerden, mazinin muhteşem ürünlerini ve yıldızlarını asla ihmal etmeden, onlara karşı çıkmadan ve bozmadan DAHA İLERİLERE GÖTÜRMEK, adeta yeniden YENİ çıkarmak amacıyla ortaya çıkan GÜLCE EDEBİYAT AKIMI’nı ben de yürekten destekliyorum.
    GÜLCE, şiirimize yeni bir ruh, yeni bir can soluğu, yeni bir hareket alanı getirmiş, şiir yüreklerde gül kokusu yaymaya başlamış, bayrak gönül kalelerinde dalgalanmaya başlamıştır.
    Şiiri seven, ona karasevdalı olan, onu ciddiye alan ve ona sonsuz bir saygıyla bağlı olanların yaptığı gibi ben de bir GÜLCE EDEBİYAT AKIMI mensubuyum ve bu mensubiyetten gurur duymaktayım.
    Bu sebeple de, başta Mustafa CEYLAN Hocam olmak üzere, bu akımın mensuplarından bazılarına danışarak, onların da görüş ve onaylarını aldıktan sonra, Harun YİĞİT KARDEŞİNİZ OLARAK, İLK nazım önerimi sunuyorum.
    Bel ki de kimilerine göre “saçma” olarak nitelenebilecek bir tespitim oldu. Hayat ve doğa’nın tekil sonsuzluklarda Yüce Yaradan’ın mükemmel güzelliği, çifter çifter sunması gibi. Araştırmalarımı derinleştirdikçe gördüm ki, 7-9-11-13 gibi sayısal verilerle kuşatılan çevre içinde insan, fanilik gömleği ve kafesteki canıyla, Eflâtun’un mağarasında, Yunus’un gönül aynasında çığrışıp durmada. Neden bu tekillerden YENİ BİR NAZIM TÜRÜ doğmasın ki? Neden bu “YARADILANI SEVERİM YARADAN’DAN ÖTÜRÜ” anlayışıyla, 7-9-11-13 sıralanışını; yahut da mesela 1-3-5-7-9-11-13-15-17 sıra dizinini nakışlayıp ortaya koymayalım ki diye düşünmeden edemedim.
    Tek sayıların o sonsuzdan sonsuz TEK’e koşusunun türküsünü şiirimizin nefes alanı yapmayalım ki?

    Mustafa CEYLAN, Ekrem YALBUZ gibi hocalarımın attığı temeller üzerinde, Osman ÖCAL, Hülya EKMEKÇİ, Yusuf BOZAN, Refika DOĞAN, Ümran TOKMAK, Afet KIRAT ve diğer şair dostlarımın yücelttiği şiir bayrağına yeni bir RÜZGAR’da benden gelsin bakalım.

    TEKİL adını verdiğim bu yeni YENİ NAZIM TÜRÜ’n de ben, 7-9-11-13 TEKİLLERDEN HAREKET ETTİM.
    Bunları tıpkı ÜÇGEN NAZIM TÜRÜNDE olduğu gibi merdiven basamaklarınca sıraladım. ÖMER HAYYAM’ın RÜBAİLERİYLE ATASÖZLERİMİZ rehberim oldu.
    Bu ilk denememdir.
    Biliyorum ve inanıyorum ki, özellikle TASAVVUFİ konularda, AŞK konusunda şair dostlarım TEKİL ile çok güzel örnekler vereceklerdir.
    Gene biliyorum ki, bugüne kadar ŞİİRİ, bayağılaştıran, alabildiğine şiire olan sevgi ve saygıyı gündemden düşürenler de ya dudak bükecekler veya eleştiri oklarını bize yönlendireceklerdir.
    Varsın, olsun…
    İkisine de saygım var.
    İkisinden de ders alacağım…

    Saygılarımla şimdi TEKİL adını verdiğimiz YENİ NAZIM TÜRÜ’müzü takdim ediyorum:

    ……………….7 Hece
    ……………….9 Hece
    ……………….11 Hece
    ……………….13 Hece’li bir yapıdan OLUŞMAKTA.

    Harun YİĞİT


    ŞİİR İÇİN GÖRÜŞ-KANAAT VE MESAJLAR
    Kaynak:www.antoloji.com




    İçtenlikle tebrık ediyorum gerek acıklamalar gerekse siir örnegi cok güzeldi.. Tekilden Yola cıkarak öyle bir acıklamayla nazım önerisini cok anlaşılır kılmışsınız.Evet Tekil ne güzel mantık bu nazım hiç bir hececiye yabancı gelmeyecektir..
    Ben Billassaa buluşma ve bu Gülce nazmıyla şiir yazmaya hazırlıyorum kendimi..
    Gönül dolusu selamlarımla

    Ozan SENTEZİ




    Harun Kardeşim;
    Teşekkür ediyoruz bu çalışmanız için.
    Açıklamalarınız şiirin mimari yapısını bir güzel ortaya koymuş.
    Sahi MİMARİ YAPI deyince, TEKİL NAZIM TÜRÜ'n de, bir taşlamayı,(bugün lâf anlatamadığım bir mimarı hatırladım ) DOĞAÇLAMA olarak buraya, sayfanıza yazmak geldi içimden.

    Selamlar, saygılar can kardeşim...

    İşte şiir:
    **********
    GÜLCE EDEBİYAT AKIMI
    *******************************
    Gülce- Nazım Türü: TEKİL
    ****************************************

    RUHSUZ MİMAR'A

    Ruhsuz mimar sen kimsin?
    Söyle, bilir misin Sinan'ı?
    Var mı ustan, ya kardeşin, oğulun?!
    Betondan başka bir şey bilmez misin söyle?!

    Bu şekilsiz şekil,
    Bu içimi üşüten çizgi
    Neyin nesi, bu beton yüzlü şehir ?
    Zevkten mahrum, mesaj yok, bana mı düşmansın?

    En küçük sallantıda
    Yerle bir olan evlerdeyiz.
    Hesabın mı yanlış, ölçün, tartın mı?
    Ağlayan ana babalar, kimlik kartın mı?

    Perişansın, perişan...
    Tarih nasıl yazacak seni?
    Ne diyecek torununun torunu?
    Bu yurdun sensin, çözülecek ilk sorunu...

    Mustafa CEYLAN




    ÖNCE TEBRİKLERİMİ SUNUYORUM HARUN BEY YENİ BİR ÖNERYLE GELDİĞİNİZ İÇİN. BU ARADA DİĞER YORUMLARI DA OKUDUM, YENİ DÜZENLEME YAPTIĞINIZ ANLAŞILIYOR METİN KISMINDA Kİ ELEŞTİRİ HAKLI GELMİŞ SANIRIM.BU YENİ NAZIM TÜRÜ SADECE TEKİL ADIYLA ANILMASI ÇOK GÜZEL OLMUŞ. KAFİYE OLUR OLMAZ YAZANA BAĞLI OLABİLİR BENCE OLMALI DERİM. KUTLUYOR VE ZAMAN BULUNCA DENEYECEĞİMİ SÖYLÜYORUM.
    SELAM VE DUA İLE.

    Osman ÖCAL


    -Ey Şair
    -Gerekçemiz
    -Gülce 100.Günde
    -Üçgen Masa ve Orhan Veli
    -Tercüme Odası
    -Neyzen Tevfik ve Aşk
    -Anlaşılır Olmak
    -Yahya kemal ve Gülce'de Aruz
    -Han Duvarları ve Ötesi
    -Gençosmanoğlu ile Röportaj
    -Çeviriye Dair