YENİ EDEBİYAT AKIMI  
-Gülce Grubu
-Güllük/portal
-Yeni Şiir.net
-Yeni Şiir-Şiir Ekle
-Gülce-Forum
-Gülce Nazım Türleri
-İçindekiler
İHSAN ERTEM



Diğer Şiirleri
-Sitemizdeki Tüm Şiirleri

Bazı Şiirleri
-Evham(Gülce)
-Zâkir'in Zikri(Dönence)
  • Öz Geçmişi
  • Antoloji.com'da
  • Güllük Dergisi.com'da
  • İletişim
  • G Ü L C E

    Yeni Edebiyat Akımı GÜLCE
    NAZIM TÜRÜ : DÖNENCE



    Zâkir'in Zikri

    ALEM açar cehalet, yazan benim der KALEM,
    Şeyler yoktan var olmaz, Vâr'ın varı bu ÂLEM.
    Hüner tutan eldedir, yek kalem nasıl YAZAR? ,
    YAZ AR reçetemi dost, yıkılsın kumdan KALEM

    AK, AR SUYU dilimden, ver dilime coşkuyu
    Gafiller uyansınlar, görsünler AKARSUYU.
    Taş yürekler ıslansın, sağır sultan DİNLESİN,
    DİN'LESİN Rabb’inlesin, at gönlünden korkuyu.

    BAL TASI olsun ağız, çıksın kelâmın hası,
    İlkel nefis uslansın, düşsün elden BALTASI.
    Nefis yanar can kalır, anar daim CANANI,
    CAN ANI olur bir gün, vuslat kelle pahası.

    ÖZÜMSE bu mânâyı, tutma benim sözümse
    Dil O'nun, kelâm O'nun, Hakk nurudur, ÖZÜMSE.
    Benden çıkar kokusu, O Gül benim GÜLÜMSE
    GÜLÜMSE gönül bana, yüzün benim yüzümse.

    DERDİNLE uğraş daim, sessizce kalpten inle
    Her zerre zikri daim, gölgeler Hakk DER DİNLE.
    Gölgelerin anması sözü, gayet MANİDAR
    MANİ DAR anlatmaya, anlaşılır esinle.

    TABİ ol bu hoş sese, Sen de katıl Talibi
    Bu duyulan tek sestir, kesret görmezsen TABİ.
    Her şey aslına döner, gölge yok olur AN AN
    AN'AN O, an'ılan O, O'dur zikrin sahibi.

    İhsan ERTEM


    ŞİİR İÇİN GÖRÜŞ-KANAAT VE MESAJLAR
    Kaynak:www.antoloji.com




    Konudan ayrılmadan ve manayı bozmadan gülce edbi akımını böylesine zarif ve güzel uygulamanız ancak ayakta alkışlanır üstadım. mükemmeldi.
    Naime ÖZEREN



    Zoru seçmek, zora talip olmak ayrı bir serdarlık.
    Sanatkâr, kolaycılığa kaçmamalı. Zoru seçmeli, zoru başarmalı.
    Taklidi mümkün olmayan eserlerdir ki, “Sanat Eseri” hüviyeti kazanmış ve tarihe mal olmuşlardır.
    Mona Lisa, 5 yılda tamamlanmış. Fırça ile yapılmış olmasına rağmen üzerinde bir tane fırça darbesi gözükmüyor.
    Zâkir’in Zikri, normal bir şiir gözüyle bakıldığında düz kafiyeli müstakil dörtlüklerden oluşmuş bir hece şiiri. Kafiye yönünden, dörtlükler bağımsız olmasına rağmen, anlam yönünden konu bütünlüğü ustalıkla korunmuş.
    Bütün bunların yanında her dörtlükte dört cinaslı kelime var. Beyitler halinde bakınca baştan/ sondan uyaklı. Cinaslı kelimeler, baştan sondan uyak yapılmış. Yani her iki satırın başında ve sonunda yazılışı/ okunuşu aynı olan kelimeler var. Buna rağmen monotonluk yok. Eğer emek verilmeseydi bu şiirde ses kirliliği oluşabilirdi.
    Yine bu şiirde “DÖNENCE” için önerilen kafiye düzeninin bir adım ilerisi uygulanmıştır.
    Her dörtlük; (A, Serbest, Serbest, A) (B, Serbest, Serbest, B) (C,Serbest, Serbest, C) şeklinde kafiyelenebilirdi. Önerilen buydu. Galiba bizim denemelerimiz de bu şekilde olacaktır.
    Akşamdan sabaha yazılacak bir şiir değil. Deneyen arkadaşlarımız zorluğunu fark edecektir.
    Sayın İhsan Ertem Bey’i tebrik ediyorum. Tasavvufî şiirlerde farkını fark ediyoruz Sevgili Dost.
    Yüreğiniz, kaleminiz var olsun.

    Ekrem YALBUZ



    Üstad;
    Gerçekten, hem mana ve
    hemde şiir nev'i bakımından
    sevdiğim bir eser vücuda
    getirmişsiniz. Yanımda
    olsaydınız şevkat kabzemi
    sırtınıza dostca vururdum.
    inanın bu şiirden çok keyf
    aldım. Tebriklerimi sunar
    saygıyla selamlarım efendim.

    Bedri Tahir Adaklı



    ALEM açar cehalet, yazan benim der KALEM,
    Şeyler yoktan var olmaz, Vâr'ın varı bu ÂLEM.
    Hüner tutan eldedir, yek kalem nasıl YAZAR? ,
    YAZ AR reçetemi dost, yıkılsın kumdan KALEM '

    ' TABİ ol bu hoş sese, Sen de katıl Talibi
    Bu duyulan tek sestir, kesret görmezsen TABİ.
    Her şey aslına döner, gölge yok olur AN AN
    AN'AN O, an'ılan O, O'dur zikrin sahibi.'

    ' Talibi ' mahlasıyla yazan değerli Ozan İhsan ERTEM Bey, Nazımda yeni arayışlara yelken açarak siz değerli kalemlerin emek ve gücüyle edebiyata anlamlı ve kalıcı katkılar sağlamaya çalışan 'GÜLCE' GRUBUMUZA VERMİŞ OLDUĞUNUZ BU DESTEĞE ÖNCELİKLE TEŞEKKÜR EDİYORUM. Saygıdeğer Şair, Yeni edebi akım olarak 'Gülce' miz içinde yeni bir türün başlığı olan ' DÖNENCE' örnekli şiiriniz gerek yapı gerek kurgu ve anlam olarak son derece güzel bir şiir. Ben burada ki ölçülüğünce kullanılmış imge yetinize, anlamdaki derinliğe ve Cinas sanatında ki bilge yanınıza bittim! Burada önemli olan sadece kalıbına uygun şiir yazmak değil. Çok daha ötesi... Siz sadece ' Dönence' yi usulüne uygun yazmamışsınız, olağanüstü bir derinlik gizlemişsiniz adeta satır aralarına. Döne döne gelip son noktayı koyan final ise inanılmaz güzellikte noktalanmış. İmrenle okudum bu emek ve özenle karılmış paylaşımınızı. Dilerim daha nice Dönence’ lerle birlikte diğer başlıklar altında ki paylaşımlarınızı da okuyalım sıkça. Değerli kaleminize saygımla...

    Refika Doğan



    Has şiir diye buna denir işte...
    Gerçekten gerçek, güzelden güzel, her yönüyle nefis bir şiiir.
    Vezin,kalıp,kafiye... Bunlar birer vasıta.. Amaç, has şiir. Amaç, o vasıtalarla şiirin efsunkâr ikliminde kelam harmanını ahenkli bir şekilde savurmak.Araç, amacı gölgelememeli. Birer uçak gövdesi misali olan kalıp,vezin vb ile duygular yükselebildiği kadar yükselmeli veya el değmemiş,ayak inmemiş derinliklere inip ışık olabilmeli.
    Şairin kaygısı,kalıcı olmak,gelecek yüzyıllarda bile okunmak olmalıdır. Bir bakıma eserleriyle yüreklerinde taht kurduğu halkının sonsuz hafızası ile gelecek nesillere taşınmak olmalıdır.
    Bu sebeple şiir,eften-püften bir sanat değil, ciddiye alınması, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir sanattır.
    Demir, çimento, tuğla vb malzemelerle bir bina, bir gökdelen yapabilirsiniz. Ancak, o bina-gökdelenin bir ömrü vardır. Bazen özene bezene, nice masraflar yapılarak dikilen binalar, bir yer sarsıntısıyla(Allah saklasın) yerle yeksan olabilmekteler. Zaman, maddeye hükmetmekte ve maddenin her hal ve durumuna şekil ve tarz giydirebilmektedir. Ancak zaman, manâya güç yetirememekte, manâdan zamanı parçalayan zaman da çıkabilmektedir.
    Şiir sahası aslında içinde yaşadığımız zaman diliminde oldukça sancılı. Şiir sahası, kelimelerden oluşacak, nakış nakış işlenmiş,zamana yenilmeyecek şiir gökdelenlerini beklemekte. Sahanın sancısı, ancak, işte böyle İhsan Ertem gibi şiiri ciddiye alanların eserleriyle son bulacaktır.
    Kökleri şiir tarihimizin derinliklerine uzanmış, dalları gelecek zamanlara çiçeklenen GÜLCE'mizin, yeni edebi hareketimizin mensupları, şiiri ciddiye almakta ve onu bir kara sevda gibi sarıp sarmalamaktadır.
    İşte İhsan Ertem üstad, onlardan birisidir.
    Okumaktan haz aldığım ve dafalarca okuduğum vede her okuyuşta bir başka derinlik, bir başka teknik keşfettiğim bu güzel eseriyle ve bundan sonra da tasavvufi sahada kaleme alacağı mükemmel eserleriyle bizlere ışık olacaktır. Çünkü, (Dil O'nun, kelâm O'nun, Hakk nurudur, ÖZÜMSE) ...
    Yürekten kutluyorum üstadım...
    Tebriklerimi, kalbi selam ve saygılarımı sunuyorum.

    Mustafa CEYLAN


    Sevgili Kardeşim sayın:İhsan Ertem'e sevgi ve saygılarımla...

    Günlerdir antoloji'deki kardeşlerimin şiir sayfalalarına birkaç cümlelik de olsa bir yorum düşebilmek gücünü kendimde bulamadım. Televizyonda izlediğim haberlerde insan ruhunu derinden yaralayan savaş görüntüleri ister istemez insan aklına cevap arayan bazı soruların takılmasına sebep oluyor. Bir şeylerin yanlış gittiği kesin!

    Çocukluk günlerimde gazetelerde boy boy resimleri çıkan Moşe Dayan ile Cemal Abdül Nasır döneminden beri Filistin Sorunu çözülemiyorsa bir şeyler yanlış gidiyordur veya bazı güçler bu sorunun çözümünü istemiyor demektir. Bu da varlıkları ve iktidarlarının devamının bu sorunun var olması ile mümkün olduğu kuşkusunu beraberinde getirmektedir.

    Aklımın hafıza süzgecinden geçmişe doğru tarih sayfalarına kısa bir yolculuk yapıyorum: Ortadoğunun Haçlı Seferlerinin akınına uğradığı dönemde Sultan Selahattin Eyyubi'nin savaşta yendiği Hiristiyan askerlerine gösterdiği şevkat ve merhameti düşünüyorum. Aslan Yürekli Rişar'ın hastalandığında ölüm döşeğindeyken Sultan Selahattin'in kendi hekimini gönderek İngilizli Richard'ı tedavi ettirmesini düşünüyorum. İnsan ve toplum sevgisini kendine destur edinmiş, kendi kişisel çıkarlarından gönüllü olarak vazgeçen, ömrünü insanlığa adayan Mevlana, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaşı Veli ve daha nice gönlü insan sevgisi ile dolu tarihin yüce bilge ve şahsiyetlerini düşüyorum... ve Osmanlı Dönemi : Sadaka, fitre ve zakat vermek için bir tek fakirin bulunamadığı Sultan II. Murat dönemi, kırk altı yıl adaletle yönetilen bir bir imparatorluğun Kanunî Sultan Sultan Süleyman dönemini düşünüyorum.

    Bir de zalim diktatörlerin dönemlerini, insan ister istemez düşünmeden edemiyor. Önce kendi halkının en sonunda da kendisinin mahvına sebep olan zalim diktatörlerin isimleri yazmaya gerek görmüyorum. Bunları zaten biliyorsunuz.

    Bir şeylerin yanlış gittiği kesin: Eğer ki; bir zamanların iki kutuplu dünyası tek kutuplu dünyaya doğru gidiyorsa, birileri Dünya Ticaret Merkezinin de aralarında bulunduğu İkiz Kuleler ve Pentagon gibi stratejik öneme haiz hedeflere yolcu uçaklarını canlı bomba niyetine kullanarak saldırı emrini verebiliyorsa, Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu, Filistin, Afganistan, v.b... Dünya'nın dört bir yanına barış, kardeşlik ve huzur hakim olamıyorsa, Eğer ki iletişim çağında geldiğimiz günde dünyanın gündemine Küresel Ekonomik Kriz diye bir kavram giriyorsa bir şeylerin ters gittiği kesin...

    Üretime teşvik edilmeden, kısıtlı imkanlarına insanın aklını alan çarpıcı reklamlarla lüks tüketime alıştırılan ve kredi kartı mağduru konumuna düşürülen vatandaşlarımızın sayısı: On sekiz milyon kişiyi geçti ise bir şeylerin ters gittiği ülkeyi tasarladığı bir yöne götürme gayreti içinde olduğu kesindir.

    Dünyanın yarısı açlık ve kimilerinin vahim iddilarına göre bilinçli olarak topluma bulaştırılmış soy kırıcı hastalıklarla yaşam mücadelersi verirken, kimi ülkeler aşırı beslenmekten Kolesterol, Trigiserid yüksekliği gibi obezitenin kaçınılmaz sonucu kalp ve damar hastalıkları ile uğraşıyor ve bu hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar için ayrılan toplam ödenek; dünyadaki bütün açları doyurabilecek bir bütçeden daha fazlasına sahip ise bir şeyler ters gidiyor demektir.

    Güzel yurdumun eli öpülesi güzel insanları işsizlik ve gizli açlığını onurundan dolayı kimseye sezdirmeme çabası içine girdiyse, Yirmi beş yıllık hekimlik hayatımda muayenehaneme utana sıkıla gelen dilencilerin sayısı; parası olmadığı halde bir tek hastayı kapıdan geri çevirmemiş olmama rağmen, gelen hasta sayısından daha fazla ise birşeyler ters gidiyor demektir.

    Şimdi hayırlısı ile yeni bir yıla giriyoruz. Televizyon haberlerine bir göz atınız: Bir yanda bombalanan yerleşim yerleri, kucaklarda hastanelere taşınan yaralı çocuklar, Gözü yaşlı melek yüzlü anneler, Feryat eden babalar, elinden hiçbir şey gelmeyen ak sakallarına inci gibi gözyaşı süzülen dedeler; öbür yanda yeni yılı nasıl kutlayacağının şakınlığına düşmüş, büyük alış-veriş merkezlerinde çılgınca alış veriş yapan insanlar.

    Gönül isterdi ki yukarıdaki satırların yerine Dünya'mıza barış kardeşlik ve huzurun hakim olduğu satırlar yazılabilseydi. Her ulus kendi gelenek ve göreneklerine göre kendi yurdunda özgürce yaşabilseydi de başka bir ulusun sömürü ve siyasi direktiflerine maaruz kalmasaydı.

    2009 YILI 'nın bütün Dünya'ya barış, kardeşlik ve huzur getirmesini, savaşların son bulmasını, insanların özgürce üretim yapıp âdil bir paylaşım yaptıkları bir ekonomik yapıya kavuşmaları dileklerimi sayfanıza bırakıyorum.

    Yeni yıl siz değerli kardeşime, sevdiklerinize ve sizi sevenlere mutluluk getirir inşallah.

    Her şeyin sizin ve sevdiklerinizin gönlüne göre olması dileklerim ile muhteşem eserinizi tebrik ediyor kalemizin daim olması ve her dem güzelliklerin altına imza atması dileklerimi sayfanıza bırakıyorum.

    Değerli sayfanız aracılığı ile bu yazımı okuma zahmetine katlanan sevgili antoloji üyesi ve antolojiye misafir olan kardeşlerime sevgi ve saygılarımı sunuyorum. 30.12.2008.

    Dr. İrfan Yılmaz.- TEKİRDAĞ.


    -Ey Şair
    -Gerekçemiz
    -Gülce 100.Günde
    -Üçgen Masa ve Orhan Veli
    -Tercüme Odası
    -Neyzen Tevfik ve Aşk
    -Anlaşılır Olmak
    -Yahya kemal ve Gülce'de Aruz
    -Han Duvarları ve Ötesi
    -Gençosmanoğlu ile Röportaj
    -Çeviriye Dair