YENİ EDEBİYAT AKIMI  
-Gülce Grubu
-Güllük/portal
-Yeni Şiir.net
-Yeni Şiir-Şiir Ekle
-Gülce-Forum
-Gülce Nazım Türleri
-İçindekiler
  • Öz Geçmişi
  • Antoloji.com'da
  • Güllük Dergisi.com'da
  • Edebiyat Defteri'nde
  • İletişim
  • G Ü L C E

    Yeni Edebiyat Akımı GÜLCE
    NAZIM TÜRÜ: TUĞRA



    Anmasın Adımı

    Ey
    Deli
    Divanem,
    Dinle beni!
    Haykırdın amma,
    Taş değdi böğrüme.
    Yaram ki gül renginde
    Kan pıhtısı var sinemde.

    Dalda gül,
    Semada nur sandın.
    Boğdu karanlığa,
    Heyhat!
    Üşenmedin,
    Yine aldandın.

    Hem bu aşkı bitir hem kendine gel,
    Çizdiğin her yokuş önümde engel,
    Uzaklaş düşlerden ham hayallerden,
    Yaslanma her güle vurmasın çengel.

    Sen de anla
    Değmez değmez be gönül,
    Sevmeyi bilmeyenin kara bahtına,
    Billur kar taneleri gibi düşme boşuna.

    Ne yalnız gecelerde,
    Ne hazanda derde düş olup;
    Sallanma sam yelinde sarhoş olup,
    Bir gazele bin ah bekliyorsan boşuna.

    Yan, ak saçlarım şahit canı tenden çekişine,
    Bir buse mi kondurdun hani nerde o gül yanak?
    Her mevsimde donarak hangi sevda coşar sürgün,
    Sür, gün geceye aksın bak ayazın çöküşüne.

    Yeter artık çektiğim senin sevdalarından,
    Yaş dökerken gözlerim çığlıklarım yanmasın.
    Hülyalarla savaşmak ölümden daha beter,
    Anmasın anmıyorsa o muhannet adımı.

    Osman Öcal



    ŞİİR İÇİN GÖRÜŞ-KANAAT VE MESAJLAR
    Kaynak:www.antoloji.com


    Anmasın Adımı (BAHÇE NAZIM TÜRÜ) - SAYFAMA ASMADAN GÖRÜŞ BİLDİRMEK İSTEYEN VARSA BUYURSUN ARKADAŞLAR.

    Yeni akımın en güzel yanı çok sesli bir koro gibi şiirde çok seslilik ve estetizm yaratması. Şairi kısıtlamayan, gerek estetik gerekse anlam olarak yaratıcılığın sınırlarını zorlayan, ufku çok ilerilere sürükleyen bir ayrıcalığı özünde barındırması. İşte 'BAHÇE' başlıklı Gülce türü şiir de böyle bir özelliğe sahip. Bir bostanı düşünün. İçinde birden fazla çeşit ve özellikte sebzenin yetiştiği... Hep değindiğimiz gibi, hece bir başlangıçtır, zemindir; döner dolaşır sonuçta bütün kapılar ona açılır, sırtını dönmez. İŞTE (nazımda) HECE VE SERBESTİN TÜRLÜ YAZIM ŞEKİLLERİ ALTINDA estetik bir ahenkle buluşup bütünleşmesinin örneği bu şiir. Ben ilk anda başlangıç bölümü olan (Üçgen' cik) şu dizelerden çok etkilendim. Çok hoş söylemler..

    ' Ey
    Deli
    Divanem,
    Dinle beni!
    Haykırdın amma……………………………………üçgen’cik
    Taş değdi böğrüme.
    Yaram ki gül renginde
    Kan pıhtısı var sinemde.'


    Ve bu söylem giderek derinleşiyor diğer başlıklara doğru. Sonuçta Çapraz bir sorgulama yağmuruna tutulurcasına noktalanıyor sevgiliye haykırılan sitem dolu söylemlerle.

    ' Yeter artık çektiğim senin sevdalarından,
    Yaş dökerken gözlerim çığlıklarım yanmasın.…………çaprazlama’cık
    Hülyalarla savaşmak ölümden daha beter,
    Anmasın anmıyorsa o muhannet adımı.'

    Siz olabildiğince yol aldınız Gülce' nin hemen hemen bütün başlıklarındaki denemelerinizle, değerli dost Osman Bey. Bu çok sevindirici bir olay. Zira şahsi olarak her ne kadar size ait bir başarı olsa da, 'GÜLCE ' ekibi olarak hepimizin yolunu aydınlatan, bize ilerleme şevki veren bir paylaşım anlayışı. Teşekkürler can. Bu değerli olduğu kadar özenli emeklerinize bütün içtenliğimle teşekkür ediyor, başarılı çalışmalarınızın aynı güzellikle devamını diliyorum. Dostça... Refika Doğan
    Refika DOĞAN



    Anlasilmasi icin güzel bir örnekleme gercekten burcu burcu rengarenk güllerin actigi bahce gibi tebrikler gönül dolusu selamlar ozan SENTEZİ

    Bu yazım türü serbest şiire benziyor. Özgür ve uçsuz. yada bana öyle geldi, çok nezih... Teşekkürler, saygılar

    Rahime KAYA



    İşte HAS şiirlerden birisi daha...
    Osman ÖCAL imzası, bizde alışkanlık meydana getirdi diyebilirim. Tebrik ediyorum. GÜLCE EDEBİYAT AKIMI NAZIM TÜRLERİ' NİN ÇOĞUNLUĞUNU BİR ŞİİRDE BU KADAR BAŞARILI OLARAK BİR ARAYA GETİRMEK OLDUKÇA ZOR BİR OLAY. Şahsen ben denedim yapamadım. Ancak, bir kaç tanesini bir araya getirebildim. Usta, ustalığını burada bir kere daha ispat ediyor...

    *
    Neden BAHÇE?
    Serhatkent IĞDIR'dan seslenen Yusuf BOZAN kardeşimizin GÜLCE'mize kazandırdığı bu nazım türü BAHÇE, tam da YILBAŞI' na denk gelmesiyle de önemli.Zira, bahçe, bir BAYRAM SABAHINA gurbet ellere dağılmış geniş bir aile fertlerinin ata-ocağında bir araya gelişine benzer şekilde, bizim olan araçlar-kalıp ve şiir türlerinin- yani bahçede her çeşit-bir çok ağacın bir araya gelmesidir.

    Şiir, ses bayrağıdır. Kelam sanatıdır. Sesi yükselten veya düşüren, bazen seçilen kelimelerdeki harf dağılımı; bazen de kalıp, kafiye vb araçlardır. Söz bu araçlarla uyuşur ve kendini kanatlandıracak araca göre dizilirse sultan olur çıkar.

    Şöyle düşünelim, dev gibi, iri yarı cüsseli bir adam vücudu var karşınızda; adam tam konuşmaya başladı, aaa meğer adam bir bebek-çocuk sesine sahipmiş... Şaşırıp kalmaz mısınız? Veya bunun tersini düşünelim. Bir bebeğin-çocuğun büyük bir adam sesi ile konuşmasını...

    İşte kalıpla-şiir araçlarıyla, sesin-kelimenin uyumu bu örneklemelerle ortaya konulabilir.Aslolan sestir, aslolan kelimedir. Kalıp sadece bir vasıtadır. Usta olan sürücü her vasıtayı ustalıkla kullanır, yolcuları-kelimeleri huzur içinde sanat hedefine ulaştırır.

    Ustalık, uyumu sağlamadadır.

    Osman Öcal'ın bu şiirini önce YÜKSEK SESLE okudum. Sonra sessiz-içimden okudum. Ne göreyim? Dilimin takıldığı, anlamı bozan, kulak tırmalayan, akışı engelleyen tek bir husus yok. Su gibi akıp giden bir şiir. Şiirin başarısı da bu noktada.

    *
    Ses..
    Varsın işte.. Duyuyorum, biliyorum seni. Rüzgarın, suyun, havanın, ateşin, toprağın sesi... En çok da insanoğlunun sesi... Acaba, her insan aynı ton ve tınıda ses çıkarsa idi ne olurdu ki? Dünya tek düze olup çıkar mıydı? Ya üzülüp ağladığımızda, ya sevindiğimizde nasıl da değişiyorsun ses... Nasıl da içimin aynası olup çıkıyorsun? ... Duyuyorum, ama, elle tutamıyorum. Boyunu, kilonu ölçemiyorum ama, seni çıkaran insanın yüreğini görüyorum sende... Kuş sesi,kedi sesi, köpek sesi... Ağacın, taşın, böceğin sesi.. Ya onlar? Onlar ki, bir başka boyutta.Yıldırımın, şimşeğin, veya yağmurun sesi... Duyabildiğim yedi ses varmış, öyle dediler; ya duyamadıklarım? 70.000 mi, 700.000 mi, ilim tespit etmiş bazılarını... Başbakan sesi, kral sesi, komutan sesi, ana sesi, yar sesi... En çok de iki cihan sevgilisi Peygamber(S.A.V) mizin sesi.. Ah bir işitebilsem rüyalarımda da olsa, ah ki ah! ...

    Biliyor musun ses, paranın sesi olarak bu gece milli piyango ile kim bilir hangi ocak da bağdaş kurup oturdun? Amorti bile getirmedin bana bugüne dek. Ah ses, ah! ... Ya silah sesi, kurşun sesi, çocuk sesi, tank sesi, palet, postal, palaska, tabut sesi.. Daha ne diyeyim sana.. Daha nasıl sesleneyim ses sana? ...

    *
    En iyisini yapıyorsun, şairlerimizin şiirlerine bağdaş kurarak.
    Hele Osman ÖCAL gibi ustaların kaleminde seni görmek, seni duymak güzelden de güzel...

    **
    Nice yıllara mükemmel ses ve seslenişlerle,
    Saygılarımı ve kalbi selamlarımı sunuyorum...

    Mustafa CEYLAN


    -Ey Şair
    -Gerekçemiz
    -Gülce 100.Günde
    -Üçgen Masa ve Orhan Veli
    -Tercüme Odası
    -Neyzen Tevfik ve Aşk
    -Anlaşılır Olmak
    -Yahya kemal ve Gülce'de Aruz
    -Han Duvarları ve Ötesi
    -Gençosmanoğlu ile Röportaj
    -Çeviriye Dair